Temmuz-Ağustos / 2026 | 48
“Hormon Hakkım” dosyamızla merhaba. Bu sayıda, transların hormona erişim ve cinsi-yet uyum sürecinde karşılaştığı engelleri farklı yönleriyle ele alıyoruz. Sağlık hizmetlerine erişimden bürokratik süreçlere, değişen uygulamalardan hak mücadelelerine uzanan bu dosyada, transların deneyimlerine ve yıllardır süren mücadelesine kulak veriyoruz.
Bir sonraki sayımızda ise “Yan Yana” diyeceğiz. Son dönemde yeniden ve yeniden gündeme getirilen LGBTİ+ karşıtı yargı paketlerine karşı yükselen ortak mücadelenin izini süreceğiz. Bir arada durmanın, birlikte söz üretmenin ve hak mücadelelerini yan yana örmenin imkanlarını konuşacağız. Her zaman olduğu gibi katkılarınızı editor@kaosgl.org adresine bekliyoruz.
Gelelim elinizde tuttuğunuz sayıya. Dosyamız, “Bedenlerimiz kendimize ait odalarımızdır” diyen Çerçeve yazımızla açılıyor. Yazı, transların hormona erişim önündeki engellerin nasıl ortaya çıktığına ve bu engellere karşı örülen ortak mücadeleye kısa bir çerçeve sunarken, dosya boyunca yanıtını arayacağımız soruları da ortaya koyuyor. Hemen ardından Av. İdil Arslanbaş, hormona erişimin son yıllarda siyasal iktidarın müdahale ve engellemeleriyle nasıl sistematik biçimde kuşatıldığını, bu sürecin hukuki ve politik arka planını ve buna karşı yürütülen mücadeleyi anlatıyor.
Hakan Sandal-Wilson’un, sosyolog Raewyn Connell ile yaptığı söyleşi, trans sağlığını toplumsal eşitsizlikler, kurumlar ve küresel iktidar ilişkileri içinde ele alarak hormona erişim tartışmasını daha geniş bir çerçeveye yerleştiriyor. Ecehan Balta ise hormona erişim meselesini sağlık hakkı, ilaç endüstrisinin politik ekonomisi ve beden özerkliği ekseninde ele alarak, ilaca erişimin neden sadece tıbbi değil aynı zamanda siyasal bir mesele olduğu-nu tartışıyor.
Ecmel Deniz kişisel anlatısıyla, hormona erişimin kendine kavuşmanın, özsevginin ve bütün baskılara rağmen yaşamı yeniden kurmanın hikayesi olduğunu anlatıyor. Nehir Arda ise dayanışmayı, beden özerkliğini ve hormona erişimi birbirinden ayrılmaz haklar olarak ele alıyor; transların mücadelesini kapitalizm, devlet ve tahakküm ilişkileri üzerinden siyasal bir çerçevede tartışıyor. Defne Güzel’in kişisel anlatısı, hormonla birlikte değişen duyguları, geçmişle kurulan yeni ilişkiyi ve kendine kavuşmanın yarattığı özgürleşme hissini görünür kılıyor.
Mayıs’ın çevirisiyle yer verdiğimiz Torrey Peters’in metni, translığını bastırarak sürdürmeye çalıştığı evliliğin sonunu ve kendine doğru attığı geri dönülmez adımı, bir veda hikayesi üzerinden anlatıyor. Furkan Yurt ise sinemanın açtığı hafıza alanlarından hareketle, hormona erişim mücadelesini beden özerkliği, bakım, dayanışma ve geleceği kurma hakkı ekseninde yeniden düşünüyor.
Dr. Elif Ceylan Özsoy Birleşik Krallık’ta cinsiyet uyum süreci ve hormona erişim etrafında şekillenen hukuki tartışmaları aktararak, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerini uluslararası bir perspektiften değerlendirme imkanı sunuyor. Suay Yüksel’in TGEU ile gerçekleştirdi-ği söyleşi ise Avrupa’da ve dünyada transların sağlık hakkı, bedensel özerklik ve hormona erişim mücadelesinin bugün hangi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve ortak mücadelenin neden sınırları aştığını gözler önüne seriyor.
Öykü Ay beden üzerinde son sözü kimin söyleyeceği sorusunu tartışmaya açıyor. Diyetisyen Deniz Su Akça ise hormon terapisi sürecinde beslenme ve besin takviyelerine ilişkin temel bilgileri, bilimsel veriler ışığında pratik bir rehber olarak sunuyor.
Özen Sarıoğlan, trans erkekliğin ataerkil erkeklik kalıplarını dönüştürme potansiyelini anlatıyor. Nedime Erdoğan ise GALADER’in Birlikte Büyümek kitabından hareketle, babalığın ve erkekliğin sevgi, öğrenme ve dönüşüm üzerinden nasıl yeniden kurulabileceğini tartışıyor. Ganime Gülmez’in öyküsü ise sürgün, dayanışma ve kuir varoluşu, gökkuşağının peşinden yürüyen insanların karşılaşmaları üzerinden anlatıyor.
Bir sonraki sayımızda görüşene kadar, umutlu günler dileriz…
E-posta bültenimize kayıt olup anlık olarak gelişmelerden haberdar olabilirsiniz!