Kaos GL #2

Eylül-Ekim, 1994

KAOS GL’den

Kaos şanladı ve ikinci sayıyla karşınızdayız. Türkiye’nin ilk gay ve lezbiyen dergisi olması dolayısıyla taşıdığı olumluluk ve olumsuzluk ölçüsü gelen tepkilere yansıdı. Geri bildirim olanağının fazla olduğu Ankara’da, bizi sevindiren, sevindirdiği oranda şaşırtan, Ankaralı eşcinsellerin ilgisi ile karşılaştık. Fakat bu durumun biraz da ilk olmanın getirdiği şaşkınlığın (karşılıklı) yarattığı bir yanılsama olduğunu kısa zamanda farkettik. Bu arada beraberinde bir karamsarlığın geldiği düşünülmesin. Biz yaşanılanı olması beklenen doğal bir süreç olarak görüyoruz. Gelen en büyük tepki ve yakınma KAOS GL’nin dili üzerineydi. Dilin……ÇOK ağır ve anlaşılmaz olduğu söyleniyordu. Bu arada anlayan ama çok karamsar bulanlarda vardı. Ayrıca sırf hoşuna gitmediği ya da katılmadığı yazıdan dolayı (daha doğrusu yazıdan değil, yazının adından dolayı, çünkü yazı kesinlikle okunmamış) derginin tamamını eline almıyanlar da olmuş. Bu noktalara değinmenin hem teknik açıdan, hem de karşılıklı önyargıların yıkılması açısından gerekli olduğunu düşünüyoruz.

            Birincisi, derginin, bir akademik yayın olmadığı halde, ciddi ve asık suratlı bir imajı olabilir. Bu durum kesinlikle amaç değil. Dergi katılanların rengi oranında renklenir ve canlanır. Kimsenin adına ısmarlama yazı yazamayız. Bundan dolayı örneğin kadın sayfasını kolaj olarak hazırladık. Acil olarak şunun da bilinmesi gerekir ki renklilik ve canlılık’ı kesinlikle "gullüm" olarak algılamıyoruz. Gerçi sayfa sayımızı arttırabilirsek gullüm sayfaları da olacaktır. Şu aşamada fazladan bir A3’ün maliyetini gerçekten karşılamıyoruz. Bu durumda bir çok yazı, şiir ve anlatıyı ertelemek durumunda kalıyoruz. Biz yine de 16 sayfalık bir derginin ilk olması dolayısıyla okunacağını umuyorduk.

            Dilin ağırlığı ve anlaşılmazlığı üzerine devam ederken bir sözü hatırlayalım: Çuvaldızı başkasına batırırken, iğneyi de kendine batır. En bildik kelimelerden ve güncel anlatımlardan bile haberi olmayan genç gay arkadaşların bu sorununu biz değil ancak kendileri çözebilir. Bu bir anda aşılacak bir durum değil elbette. Ama aşılmaz da değil. Farklı alanlardan, farklı kitaplardan vazgeçtik; piyasada en rezilinden iyisine kadar onlarca kitap (araştırma, roman, şiir) varken senin bunlardan haberin olmasın, en az birini bile okuma sonra da dili eleştir. Bu durum hiç birimize bir şey kazandırmaz. Sonuçta ’yazı’, elbette okunması ve algılanması için yazılıyor. Fakat her şeyin de doğaldır ki sınırı var.

            Kabul etmek gerekir ki anlamama ve anlatamama karşılıklı, iki tarafı da bağlayan bir sorundur. Bu sorunu en aza indirmenin yollarını birlikte arayalım. Bizim aklımıza, olanaklarımız ölçüsünde, gelen yollar feministlerden ödünç alabileceğimiz bilinç yükseltme grupları ve toplantıları, birlikte okuma, konuları katılanlar tarafından saptanacak seminerler olabilir. Çok acil bir ihtiyaç olarak, bir gay ve lezbiyen kitaplığı oluşturmanın mekansal ve maddi koşullarını yaratmak için çaba harcamalıyız. Bir yerinden okumaya başlamadığımız sürece, daha uzun süre heteroseksüellerin hakkımızdaki gevezeliklerini dinlemek zorunda kalırız.

            İkinci olarak, ’karamsallık’ eleştirisini bir gay arkadaştan geldiği için önemsiyoruz. Çünkü, bir streyt olsaydı, dışarıdan bakıyor, olaya uzak diyebilirdik. Bu durumda, açık ama görmezden gelinen, eşcinsellere hayatı çekilmez kılan, heteroseksist teröre ve ırkçılığa dha çok vurgu yapmak ve ortaya sermek gerekiyor anlaşılan. Gay’lerin üzerini bir kara bulut gibi örten heteroseksüel male power’ın iğrenç gölgesini ortadan kaldırmak için onu sürekli deşifre edelim. Zaten yeterince bunalmışız daha da mı bunalalım diye düşünülebilir. Ama bunalmanın asıl nedenini görmek için ’karamsarlık’ olarak adlandırılan kararlılık ve vurgu’nun devam etmesi düşüncesindeyiz.

            Üçüncü nokta: Unutulmaması gereken şudur ki bu aşamada bizleri bir arada tutan tek şey gay ve lezbiyen olmamızdır. Süreç içinde insanların, kendi inanışları ve beklentileri doğrultusunda yolları ayrılabilir. Ama şu aşamada önyargılardan ve cahillikten kaynaklanan olumsuz yaklaşımlarla bu birlikteliği sabote edecek davranışlara izin verilmemesi gerekir. Eşcinseller olarak zaten kırk parçaya bölündüğümüz içinde yaşadığımız heteroseksist toplumda, görünene aldanmayıp özü yakalamak için ve haliyle birbirimizi anlamak için dinlemeli, okumalı ve çaba harcamalıyız.

            KAOS GL’nin bir an önce ofsete geçip, daha ulaşılabilir hale gelmesi için doğaldır ki maddi olanaklılık yaratılması gerekmektedir. Bizler, kendi olanaklarımız ölçüsünde KAOS GL’yi ancak bu haliyle yaratabilmekteyiz. Tahmin edilebileceği gibi derginin daha okunur ve çekici bir hale gelmesi, sahiplenme ve katılım oranında olacaktır. Katkılarınızı beklediğimizi bildirme gereğini duyuyoruz.

İçindekiler

  • Cinsel Mozaik
  • Transseksüel Öfke
  • Sanat ve Eşcinsellik
  • Siyah Eşcinseller İçin Dönüm Noktası
  • Cümlenin Dışında
  • Adem Cinselliğinde Mahrem Alan
  • Türkiye’nin Bütün Eşcinselleri, Birleşelim!
  • Eşcinselliğin Tarihine Özgürlükçü Yaklaşım