Kaos GL #105

Mart-Nisan, 2009

Taşra sayısının iç kapağında LGBT Hakları Platformu’nun 12 Kasım 2008 tarihli basın açıklamasına yer vermiştik. Metin “Eşcinsel ve Transeksüel kanlarıyla kirlenmiş ahlakınız batsın” cümlesiyle bitiyordu. Hatırlayacaksınız, yazıdan başınızı kaldırıp sayfada göz gezdirdiğinizde birtakım fotoğraflarla karşılaşıyordunuz. Bir an için metni unutup ellerinde pankartlarla, Dilek İnce’nin ardından sokağa çıkmış, üzüntülü olduğu aşikar, ama bir o kadar da umutlu yüzlerle dolu o kareleri anımsamaya çalışalım. Nasıl fotoğraflardı bunlar? Kimler, niçin bu fotoğraflarda yer alıyordu? Bu sorular zihnimizi meşgul ederken 12 Kasım’dan geriye kalan o birkaç fotoğrafa sizinle birlikte tekrardan bakmak ve ne anlama geldiklerini bir daha düşünmek istedik.

Her fotoğraf bir şeyleri açık ettiği ölçüde, başka şeyleri gizler. Kadrajın dışında kalanlar, bu gizem haresini oluşturan yegâne şeylerdir aslında. Bu eylem fotoğraflarındaki insanlar, Dilek İnce ile birlikte ölmemişti. Dilek’in sonsuzluğa gittiği karede, kadraj dışındalardı. Ama kadraja baktıklarında çekilen fotoğrafı en iyi okuyabilenler de onlardı. Onlar, herhalde Dilek’in hayatının bir film şeridi olduğunu varsaymışlardı ve Dilek’in solduğu karede gördükleriyle yetinmeyenlerdi… Onlar için, fotoğraftaki Dilek, taksiratının affedilmesini diledikleri ölümü tatmış sıradan bir fani değildi. Onun ölümünün suretine baktıklarında, o suretin ardında gizlenen daha sistematik bir şeyin varlığını sezinliyorlardı. Dilek İnce, cinsiyet kimliği yüzünden kendisinden nefret eden birileri tarafından katledilmişti. O fotoğraftaki insanlar bu fiilin adını haykırıyorlardı, bu ölümlerin hepsi nefret cinayetidir ve birçok faili vardır… Biz de genelde kadraj dışında tutulan bu nefreti mercek altına yatırmak istedik.

Biliyoruz ki; nefret varolduğu sürece böylesi fotoğraflara daha çoook bakacağız… Bu sayıda bakmakla yetinmeyen insanlarla yapılmış söyleşiler var; Deniz Türkali, DJ İpek, Ayşe Öğretmen ile yapılmış söyleşileri okuduğunuzda bu nefret karşısında örgütlenen, seyirci kalmak istemeyen hayatların ne denli güzel olduğunu göreceksiniz. Ölümün bilgisi geride kalanlara hayatı kolaylaştırmıyor, hayatın kırılgan olduğunu biliyoruz ve kimsenin kırılmasını istemiyoruz. Bu sayıda duygu ve düşüncelerimizi kağıda dökerken çok zorlandık. Belki de bu yüzden; Salih Canova’nın, Bawer Çakır’ın bu imkansızlığı zorlayan ve “elimizde sadece yırtık eski bir fotoğraf kalsın istemiyoruz” diyebilen, hayatın kırılganlığını kuvvetli cümlelere dönüştürebilen yazıları ilerki sayfalarda yer alıyor.

“Nefret nedir, nefreti ve acıyı nasıl engelleyebiliriz?” diye düşündüğümüzde Pınar Selek ile son kitabı üzerinden Yasemin Öz’ün yaptığı söyleşi, Melek Göregenli’nin itina ile hazırladığı yazısı yüreğimize su serpiyor. “Nasıl bir mücadele örgütlemeliyiz?” sorusuna İmge Oranlı, Morgan Holmes’un bir kitabı üzerinden yanıt ararken, Eda Kocaoktay “Çoktan Seçmeli” isimli yazısında farklı cevaplar vermeye çalışıyor. Nefreti anlamak üzerine harika bir deneme de Serap Akçura’dan geliyor. Öbür Yandan Esen Ezgi Taşçıoğlu, duyguların kültürel politiğine eğilerek Sara Ahmed üzerinden nefretin analizine girişiyor. Kısacası elinizde tuttuğunuz dergi, nefretin kör noktaları üzerine farklı açılardan yönelmek istediğimiz bir sayı oldu.

Mayıs-Haziran sayısında aynı yaklaşımla gündem dosyası olarak belirlediğimiz “kamusal homofobiyi” A4’e yatıracağız. İkinci bir dosya konusu da “eşcinsel ve biseksüel kadın olma halleri” olacak. Yeri gelmişken Kaos GL’den kadınların düzenlediği 4. Kadın Kadına Öykü Yarışması’na başvuruların devam ettiğini de belirtelim. Başvuruları 17 Nisan 2009’da sona erecek yarışmanın teması ise “Ütopya-m” olarak belirlendi. Yarışma ile ilgili detaylı bilgiye kaosgl.org’dan ulaşılabilir. Dergi ile ilgili öneri ve eleştirilerinizi ve iki dosya konusu etrafında yayımlanmasını önerdiğiniz yazılarınızı editor@kaosgl.org adresine bekliyoruz.

Son olarak Türkiye’de iki sayıdır artık dağıtıcı bir firma ile çalışmayan dergimize abonelik yoluyla daha fazla destek olabileceğinizi söylemek istiyoruz. Abone olmak isteyen veya yakın çevresinde abone olmayı isteyebilecek arkadaşları olan okuyucularımızın yine aynı adresten bize ulaşmaları yeterli. Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere...

 

Kaos GL

İçindekiler

  • Kaos GL’den
  • yüz yüze - gözlerini açıp acı çekmek...
  • kadın kadına - al kalemi eline, bin parçaya bölünsün!
  • birlikte - keşif
  • canım ailem - "her şeye rağmen yanındayız"
  • kahvehane - eğlenmenin politikası
  • rahat-sız - "her şey yerli yerinde" mi?...
  • değer-siz - duygular ne yapar?
  • neden?
  • huzur-suz - engin temel’i yazamamak
  • Homofobiye Karşı Bir Kez Daha Buluşuyoruz!
  • suç-lu - nefret suçları kimin sorunu?
  • his-siz - ressentiment
  • zehir-li - zehirli elma ağacı’nın kızıl nefreti
  • iffet-siz - sen sus, gözlerin konuşsun!
  • lgbt gündem
  • darağacı - ...
  • kurban-lar - nefret ve iktidar
  • ölüm-süz - harvey milk: devamı gelmeyen masal
  • ahlak-sız - güldünya sahnesinde trans kimlik
  • çalışma hayatı - "İstanbul, meğer en büyük sürgün senmişsin"
  • kült filmler - orada bir film var uzakta; o film bizim filmimizdir
  • kütüphane
  • bozuk plak - başka bir dünyanın zeki müren’inden acıklı şarkılar
  • kitaplık - Morgan Holmes’tan Tehlikeli bir Farklılık olarak: İnterseks
  • yüz yüze - kırların kötü çocukları