Kaos GL #104

Ocak-�ubat, 2009

taşra neresi?

Birkaç yıl önce Ankara’da düzenlenen LGBTT Platformu Toplantıları’nda Türkiyeli eşcinsellerin yaşadığı sorunlara dair ana başlıkları tartışırken, taşrada yaşamak ve çoğu zaman beraberinde gelen taşradan kaçışın eşcinsellerin yaşamında nasıl önemli bir yer tuttuğunu, bir çok eşcinselin yaşadığı kentten, kasabadan, köyden büyük şehirlere ya da merkeze "kaçtığını", taşrasında yaşamak zorunda olanların da kendilerini var edemeden bin bir zorlukla yaşamaya çalıştığını ve bu konuya dair çözümlerin neler olabileceğini konuşmuştuk. Birçoğumuz için "özgürlüğü" getiren bu geri dönüşsüz kaçışlar çoğu zaman yaşamlarımızı sevdiklerimizden uzakta geçirmemize neden olurken eşcinsel varoluşu da metropollerin birkaç caddesine sıkıştırıyordu. Oysa Yusuf Atılgan metinlerinin yalnız ve terli adamları, Konya Ovası’nın hüzünlü oğlan çocukları, Bingöl’de damda birbirlerinin göğüslerine dokunurken ölürcesine ürperen küçük kızlar, Kastamonu’nun şekerpancarı tarlalarında birbirlerine homoerotik şakalar yapan mevsimlik işçileri, Yozgat’ın boğuculuğunda nefes almaya çalışan bir üniversiteli, Antalya- Demre otobüsünün evden kaçtıkları her hallerinden belli ve birbirine sıkıca sarılarak yolculuk eden iki genç kızı, kendisi gibi bir eşcinselle ancak 57 yaşındayken karşılaşan ve yarı mahcup "kadın donu nerede satılır?" diye soran Manisalı çiftçi, Kuşadası’nda sanayi bölgesinde çalışan ve esnafça çok sevilen ama katledilen travesti... Hepsi eşcinsel(di) ve hiçbirinin yaşadığı şehirde bir başka eşcinsele ulaşabilecek bir alanı, kendisi gibi insanlara ulaşabileceği bir park, hamam, dernek, bar ya da kafe yoktu. Fazla uzağa bile gitmeye gerek yok aslında bugün İstanbul, Ankara, İzmir gibi eşcinsellerin kalabalıklara karışarak görece rahat yaşayabildiği şehirlerin varoşlarında yaşayan birçok eşcinsel de aslında büyük şehirlerin taşrasında yapayalnız değiller mi? Kimimiz için özlediğimiz yer, kimimiz için kaçıp kurtulunan bir cehennem olan “Taşra” işte tüm bu nedenlerle bu sayımızın dosya konusu. Taşra’da yaşamanın ne demek olduğunu, taşrada yaşayan eşcinsellerin ne gibi zorluklarla karşılaştığını, yaşadığımız coğrafyanın biz eşcinsellere nefes aldırmayan atmosferinde kimi zaman İstiklal Caddesi’nin bile taşra sayılabileceğini, taşrada örgütlenme olanaklarını ve taşraya ait birçok konuyu tartışmaya açtığımız bu sayımızda; Murathan Mungan ilkgençlik yıllarında izlediği "Çavuşun Sırrı" adlı filmden yola çıkarak taşrayı, Bawer Çakır büyük kentlerin içinde inşa edilen küçük taşraları yazarken, Yeliz Kızılarslan Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli’ni farklı bir bakış açısıyla inceliyor. Taşra’da yaşayan eşcinsellerle yapılmış söyleşiler, okurlarımızdan gelen taşra öyküleri ve merkezin dışındaki şehirlerde bulunan LGBTT örgütlerini tanıtan bir yazı da dosya konumuzda okunmayı bekliyorlar.

Söyleşilerimizin konukları Zeynep Casalini ve Feryal Öney. Ayrıca Çalışma Hayatı, Aile, Askerlik gibi bölümlerimizde de eşcinseller ve eşcinsel ebeveynleriyle yapılmış söyleşileri okuyabilirsiniz. Birlikte köşemizin konukları ise Serap ve Eda. Kült Filmler, Kütüphane ve Bozuk Plak her sayıda olduğu gibi bu sayıda da filmler, kitaplar ve yeni albümlerle “eşcinsel kültür"ün zenginleşmesine çabalıyor. 10 Kasım’da arabasında katledilen arkadaşımız Dilek İnce ve ölüm haberini çok geç aldığımız Kaos GL Adıyaman muhabirimiz Ege Tanyürek’i anmaya çalıştığımız bu sayımızla birlikte nefret cinayetlerine dikkatleri çekebilmek ve mücadele yöntemleri geliştirebilmek amacıyla gelecek sayıda dosya konusu yapacağımız “Nefret” ve Nefret Cinayetleri’ne dair yazılarınızı şimdiden bekliyoruz. Biliyoruz ki daha fazla eşcinselin öldürülmemesinin yolu yaşayabilenlerin öldürülenleri unutmamasından; ölüme hesap sormasından geçiyor. kaosgl.org’ta düzenlenen anketin sonuçlarına göre en çok oy alan logoyla yenilediğimiz suretimiz bu sayımızla görücüye çıkıyor. Aynı zamanda bugüne kadar Kaos GL’ye büyük emek harcamış editörümüz Uğur Yüksel bu sayıdan itibaren editörümüz değil. Uğur’a tüm Kaos GL yayın kurulu olarak Kaos GL’ye kattığı her şey için sonsuz teşekkür ederiz.

Dergi ile ilgili her türlü görüş ve Önerilerinizi dile getirebileceğiniz ve katkılarınızı iletebileceğiniz adresimiz editor@kaosgl.org’a e-postalarınızı bekliyoruz. “Nefret” dosya konulu bir sonraki sayımızda görüşmek üzere. İyi yıllar...

Kaos GL

 

Düzeltme: Kaos GL Dergisi’nin 103. Sayısı, 3. Sayfada yayınlanan ’5 binden fazla imza mecliste’ başlıklı yazıda dizgi hatası sonucu “Demokratik Toplum Partisi (DTP)”, “Demokratik Türkiye Partisi (DTP)” olarak yayınlanmıştır. Düzeltir, özür dileriz.  

İçindekiler

  • Kaos GL’den
  • günce - türkiye’de olmak*
  • köşe-siz - hiv/aids ve geyler
  • birlikte - temkinli ve ağır bir aşk
  • canım ailem - aileler de açılıyor
  • yüzyüze - zeynep casalini: "eşcinsel olsaydım açıkça söylerdim"
  • taşra ağzı - orada bir taşra var uzakta
  • veda vakti - taşrada eşcinsel olmak
  • Lambdaistanbul Kapatılamadı!
  • çardak - taşra’da lezbiyen ve biseksüel kadın olmak...
  • muhacir - manisa’da gey olmak...
  • çenti - KİBRİT KUTUSU
  • taşra sıkıntısı - ANA RAHMİNDEN ÇIKIŞ YOK!
  • cumbuş - taşrada bir külkedisi
  • taşra baskısı - bu şehirde sesimi/zi duyan var mı?
  • lgbt gündem
  • bukağı - BİZ
  • askeriye - kendimi evde bıraktım, mehmet oldum
  • psipsi - "Exodus"tan "Benötesi"ne eşcinsellere yönelik haçlı seferleri
  • çalışma hayatı- açık ’deniz’lere
  • yüz yüze - türkülerle isyan!
  • kült filmler - syd ve nan-cy
  • kütüphane
  • bozuk plak
  • gullüm
  • veda vakti - bi dilek tut insanlık olsun DİLEK İNCE ANISINA...
  • istasyon - çavuşun sırrı