Haklar, Kültür, İslam, Aktivizm: Arada Olanla Diyalog[1]

Röportaj: Niyaz Uslu

Sayı: 176, Sayfa: 53-56

Bu çalışmayı yaparken Pakistan’daki LGBTİ+ aktivizminin kazanımlarını, imkânlarını ve bu alandaki hak ihlallerini ortaya koyarak kültürler arası kurulması mümkün diyaloğu[2] ortaya çıkarma ve temel olarak Pakistan’da son yıllardaki trans hakları alanında yaşanan önemli gelişmelerin bilgisini, özellikle İslam ve insan haklarının yerelleşen ilişkisini sunma niyetiyle yola çıkmıştım.

Pakistan’daki LGBTİ+ hareketinin öncülerinden olan Qasim Iqbal, bu konuda hem kapsamlı hem de tarihsel bir anlatı sunabilir düşüncesiyle kendisiyle Haziran 2020’de online bir görüşme gerçekleştirdim. Burada yer alan yazı, görüşmenin sadece bir kısmından oluşuyor ve burada bir analiz çabasına girmiyor, sadece tamamlayıcı dipnotlarla metni destekliyorum.

Pakistan?daki LGBTİ+ hareketinin öncülerinden biri olan Dr. Qasim Iqbal kimdir? Biraz kendinden bahseder misin?

 

Amerika Birleşik Devletleri?nde büyüdüm. Yaklaşık 35 yıl, yani hayatımın çoğunu orada yaşadım. Şimdi neredeyse 50 yaşındayım. Amerika?dayken LGBTİ+ alanında çalışmıyordum. Microsoft Corporation için çalışan bir mühendistim. Pakistan?a taşındığımda ve sanırım 2005 veya 2006 civarında HIV alanında, UNAIDS’le çalışıyordum. Daha sonra Pakistan?da bu konuda büyük bir boşluk olduğunu fark ettim. Çünkü eşcinsel erkekler ve translar arasında HIV yaygın olmasına rağmen her iki toplulukla da kesinlikle hiçbir çalışma yapılmıyordu ve bu boşluğu doldurmak için 2010 yılında NAZ?ı geliştirdim ve ilk olarak 2010 yılında çalışmaya başladık. Biz öncelikle cinsel azınlıklar (sexual and gender minorities) için çalışan bir HIV örgütüydük ve çoğunlukla trans kadınlar ve eşcinsel erkekler için çalışıyorduk. Yıllar geçtikçe daha kapsayıcı çalışmaya başladık ve şimdi bir insan hakları örgütüyüz. Artık tabii ki lezbiyenler ve trans erkeklerle de çalışıyoruz.

NAZ’ın yönetici müdürüsünüz. NAZ nasıl ortaya çıktı ve o zamandan beri neler yaptı?

Naz 2010 yılında çalışmalarına başladığında, o zaman Pakistan?da cinsel azınlıklarla birlikte çalışan ilk kuruluşlardandı. Bizi farklı kılan şey, NAZ başladığında ilk günden itibaren sadece LGBTİ+ toplumundan insanları işe alacağımıza karar vermemizdi, böylece başka bir kuruluş tarafından yönetilmeyen, yüzde yüz LGBTİ+ toplumundan oluşan bir yapı hedefledik.

NAZ?ı geliştirdiğimiz ilk yıl içinde, Pakistan?ın beş farklı şehrinde küçük altı tane kuruluş daha oluşturduk. Bu kuruluşlardan ikisi trans kadınlara ve HIV ile ilgili çalışmalara odaklanacak ve çalışanların %100?ü translar olacaktı. Dört kuruluş ise eşcinsel erkekler içindi ve çalışanların %100’ü eşcinsel erkekler olacaktı. Bu organizasyonlar 2011 ve 2012 de geliştirildi. Finansman akışlarının onları uzun süre sürdürebilmesi ve herhangi bir finansman sorunu yaşamayacaklarını garanti edebilmek için çalışanlara eğitimler verdik. Daha sonra hepsini bağımsız kuruluşlar haline getirdik. Bu kuruluşların altı tanesi de hâlâ varlığını sürdürüyor ve hepsi de çok başarılı bir şekilde çoğunlukla HIV üzerinde çalışıyorlar, aynı zamanda “cinsel azınlıklar” için cinsel sağlık ve insan hakları çalışmaları yapıyorlar.


Hayatın her kesiminden insanlar NAZ?da çalışmaya başladı, sıfırdan eğitimler yapıldı ve neredeyse hepsi hâlâ LGBTİ+ veya HIV alanında çalışıyorlar. İlk yılımızda, iki kişilik bir kadrodan 150 kişilik bir kadro haline geldik. Pakistan?da tüm cinsel azınlık alanında çalışan aktivistlerin %90?ının yolları NAZ?dan geçti belki de.

Cinsiyetin Yasal olarak Tanınmasını[3] etkileyen Pakistan?daki tarihsel süreçten bahsedebilir misin?  Siyasi ve kültürel yapı nasıldı, bu süreç Birleşik Krallık?tan nasıl etkilendi (section 377[4]) ve bu sürece etki eden önemli olaylar nelerdi?

Yüzlerce yıl öncesine bakarsak, İngilizler Güney Asya?yı sömürgeleştirmeden önce; Hindistan, Pakistan ve Bangladeş’te translar çok saygı duyulan insanlardı. Genellikle birçoğu Babür İmparatorluğu’nun sarayında yaşıyorlar hem imparatorlara özel danışmanlık hem de haremde bakıcılık yapıyorlardı ve o dönemde bu bölgenin tamamında imparator tarafından da onlara maddi olarak iyi bakılıyordu. Ayrıca o zamanlar çok özgür insanlardık, çok açık fikirliydik, erkeklerdeki feminenlik o zamanlar bilinen, kutlanan bir şeydi. O zamana ait çok şiir var mesela; Urduca şiirler, Farsça veya Hintçe erkeklerin güzelliğinden ve erkek erkeğe aşktan bahseden şiirler var. Eşcinsel ve trans kişiler buranın çok liberal bir toplum olduğunun kanıtıdır; burası Kama Sutra?nın doğum yeridir.
Kadınlar, hatta bugün Pakistan’da olan müslüman kadınlar bile, büyük anneannelerimiz de muhtemelen o zamanlar sari giyiyordu. Sari, aslında bu şekilde düşünüldüğünde, işin merkezinde yer alır; vücudunuzun etrafına çok seksi bir şekilde sarılmış altı metrelik bir kumaş düşünün, belinizin çıplak olduğu, dekoltenin göründüğü ve kadınların çok güçlenmiş olduğu bir dönem. Kadının alnına ?bindi? takmasının nedeni sadece Hinduizm’den kaynaklanmıyordu. Bu aslında kültürel bir şeydi ve bu yüzden bugün Bangladeş?te kadınlar Müslüman oldukları halde hâlâ bindi takarlar. Bindi?nin ana sebebi şudur; erkek bir kadınla konuşurken baktığı nokta doğrudan kadının dekoltesine değil buraya (iki kaşın ortasına) gider. Bindi aracılığıyla, kadınların erkeklerin bakışlarını kontrol edebilmesi hedeflenir.

İngilizler yeni Hıristiyan değerleriyle geldiklerinde, şu anda Müslüman aşırılıkçılar deniliyor ya, o zamanlar Hıristiyan aşırılıkçılık söz konusuydu. Yani beyaz adam, İngilizler geldiğinde, buraya yeni Hıristiyan değerleriyle geldiler ve bizden onlara hemen harfiyen uymamızı istediler. Farklı yasaları olduğunu, bu yasaların cross-dressing’i yasakladığını söylediler ve bunu ilk kez yaptıklarında translar daha önce hiç içine girmemiş oldukları bir ‘dolaba’ girmeye zorlandılar. İngiliz hükümeti eşcinsellik konusunda gerçekten çok katıydı, hatta kişinin hiçbir sebep olmaksızın sadece feminen olduğu için bile tutuklanması söz konusuydu. Bu bölge ele geçirildikten sonra, daha sonra Pakistan?a miras kalan ve hâlâ Pakistan Ceza Kanunu’nun bir parçası olan Hint Ceza Kanunu’nun 377. Bölümü (Section377) uygulamaya koyuldu. Elbette Hindistan birkaç yıl önce 377?yi ortadan kaldırdı. Bu harika ve Pakistan?da gerçekleşeceği günü dört gözle bekliyorum. Ancak Pakistan bu döneme gelindiğinde, zaten çok muhafazakârlaşmıştı.


Yine de savunuculuk ve aktivizmle hükümet içindeki bazı insanları trans haklarına sahip olmamız gerektiğine ikna edebildik ve birçok aktivist örgütle ve hükümetle toplantılar yaptık. Hükümet bu süreçte, bir ‘Trans Haklarını Koruma Yasası’ olması gerektiğini bile kabul etti. Şu anda Pakistan’da, yazılan her yasanın şeriata uygun olduğundan emin olmak için önce İslam İdeolojisi Konseyi?nden geçmesi gerekiyor ve ancak orada onaylandıktan sonra oylama için parlamentoya gidebiliyor. Bu yüzden tüm bu süreç boyunca, sadece hükümete karşı değil aynı zamanda Pakistan’daki din adamlarına ve İslami İdeoloji Konseyi (Council of Islamic Ideology)’ne karşı da savunuculuk yapmak zorunda kaldık ve bunu yapmak çok zordu. Ama trans aktivistlerimiz çok sıkı çalıştılar, bir trans erkek ve bir trans kadın olmak üzere iki aktivist de NAZ’dandı. İslami İdeoloji Konseyi ile toplantılara gidecekleri zaman sadece trans konusunda değil, eşitlik temelinde Kuran ve Hadis’den farklı paragrafların farklı cümlelerini vurgulamışlar, altlarını çizerek savlarını desteklemişlerdi. Ne zaman İslami İdeoloji Konseyi?nden bir itiraz gelse, bizim tarafımız kutsal kitaplardan gelen delillerle buna karşı koymaya hazırdı. Konsey tasarıyı onayladığında ve daha sonra tasarı parlamentonun alt meclisine gidip tek bir itiraz olmadan oybirliğiyle onaylandığında gerçekten çok şaşırmıştık. Daha sonra Senato?ya gitti ve orada bile yasa tasarısına sadece bir itiraz vardı. Sonra tasarı, oradan Cumhurbaşkanı’na gitti ve Cumhurbaşkanı tasarıyı imzaladı.

Temelde tarihsel süreç böyle işte… Burada, dinlerin yorumla ilgili olduğu da anlaşılmalıdır elbette. Çünkü İslam, Kuran ve İslami öğretiler, mesela Kuran ve Hadis tefsirleri Türkiye?de, Orta Doğu?da veya Malezya?da birbirinden çok farklıdır. Yani demek istediğim; Türkiye?de, Orta Doğu?da, Malezya ve Endonezya?da translar haram olarak kabul ediliyor, dindar sayılmıyorlar. Ancak Pakistan?da, trans kişileri Allah?ın yarattığı ve bu kişilerin özellikle Allah tarafından seçilmiş insanlar olduğu ve onlara her iki cinsiyet de verildiği için özel oldukları kabul ediliyor. Bu yüzden Pakistan?da, translara saygı duyulması İslami öğretiler aracılığıyla aktarılıyor.

Cinsiyetin Yasal olarak Tanınması ile ilgili Pakistan’daki mevcut durumdan bahseder misin? ?2018 Yasası?(Act 2018[5]) Pakistan?daki trans toplumuna tam olarak ne getirdi?

Trans hareketin Pakistan’da bugün bulunduğu yere kadar gelmesine kültürümüz olduğu kadar dinimiz de yardımcı oldu. Transların hakları söz konusu olduğunda Pakistan şu anda muhtemelen dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri, tabi artık yasa var ama yasanın uygulanması da gerekiyor ve hükümetin bu yasaya uyum sağlamak için yapması gereken hâlâ çok şey var. Yapılan şeyler trans kişilere güven verdi çünkü şimdi polis onları hiçbir sebep olmaksızın durdurduğunda, polise ?hey! bunu yapamazsın? diyebilirler ve gerçekten bu durumu hükümete rapor edebilirler. Hükümet, federal ombudsmanlık ofisine veya insan haklarıyla ilgili ulusal komisyona raporların bildirilebilecekleği mekanizmalar geliştirdi ve bu konuda harekete geçildi. İnsan Hakları Komisyonu, Aisha Mughal[6] adında trans bir kişiyi işe aldı ve Aisha, İnsan Hakları Bakanı’nın danışmanı olarak tam zamanlı çalışıyor. Yani pek çok gelişme oldu. Translar için özel (trans kapsayıcı) kavramlar geliştiren hastaneler var, sadece trans kişiler için bir hapishane bölümü geliştirme çalışmaları devam ediyor.

Yasa geçeli iki yıldan daha uzun bir süre oldu, çok daha fazla gelişmeler yaşanabilirdi ama biliyorsunuz Pakistan siyasi olarak çok istikrarsız bir ülke. Bu yüzden, her zaman trans yasa tasarısı ile ilgili yapılması gereken işi caydıran ilginç şeyler de oluyor. Ancak gerçekleşen pek çok olumlu şey söz konusu; translar polis olarak ya da farklı görevlerde devlet kurumlarında işe alınıyorlar, translar için ücretsiz eğitim vereceğini ilan eden birkaç üniversite var, trans öğrenciler için kota uygulayan başka üniversiteler var mesela. Olumlu gelişmeler yaşanıyor elbette ve bu gelişmeler trans hakları yasası çıktığı için gündeme geldi.

Transların kazanımlarının yanı sıra, eşcinsel birliktelikler Pakistan?da hâlâ cezalandırılıyor. Yakın gelecekte bu konuda olumlu bir gelişme bekliyor musunuz?

Dürüst olmak gerekirse, benim yaşamın süresince bunun olacağını sanmıyorum. Maalesef Pakistan Ceza Kanunu?nun doğa düzenine karşı kabul edilen "doğal olmayan suçlar"ı (unnatural offences) tanımlayan 377. bölümü, Hindistan?da olduğu gibi Pakistan?daki Yüksek Mahkeme?de belki de itiraz edilebilecek bir durumdur. Çünkü sadece ?doğal olmayan? ile ilgili bölüm yani, ?doğal olmayan suçlar? kelimesine kolayca karşı çıkılabilir ve meydan okunabilir çünkü doğada çok fazla eşcinsel hayvanlar olduğuna dair kanıtlar var. Bu yüzden açık fikirli olan, bu konuda yeterince düşünen bir baş yargıcın bunu gerçekleştirmesi mümkün. Burada asıl sorun Pakistan?ın ikili bir hukuk sistemine sahip olması. Bildiğiniz gibi bizde şeriat var ve şeriata nasıl meydan okuyabilirsiniz? Çünkü şeriata meydan okursanız, küfür[7] olarak kabul edilebilir ve Pakistan?da küfürün cezası derhal ölümdür. Bu yüzden şeriat zor olanıdır.

 

Tabii, ta ki bu ülkede Pakistan?ı seküler bir ulus haline getirebilecek cesarete sahip bir hükümetimiz, başbakanımız veya liderimiz olmadığı sürece... Zia Ul Haq’ın başkanlığından önce olduğu gibi. Çünkü Pakistan, 1976?da General Zia Ul Haq tarafından İslami Ulus Devleti oldu[8]. Eğer tekrar laik bir ulus haline gelebilirsek, ancak o zaman LGBTİ+ haklarını almaya çalışırken her türlü fırsatımız olabilir, çünkü şu anda şeriata meydan okumak çok tehlikeli.

Peki Pakistan?daki feminist hareket ile LGBTİ+ hareket arasında herhangi bir ilişki var mı?

Pakistan?da her yıl "Aurat March" yapılıyor, ‘aurat’ Urduca kadın anlamına gelen bir kelime. Yani kadın yürüyüşü her yıl Pakistan?daki tüm şehirlerde gerçekleştiriliyor. Sadece büyük şehirler değil, aynı zamanda orta büyüklükteki şehirlerde de. Bunlar sadece kadınların yürüyüşü değil, aynı zamanda müttefiklerin de olduğu çok büyük yürüyüşler ve Naz da ?Aurat March?ın yönetim Komitesi?nde yer alıyor. LGBTİ+ örgütlerini Aurat Yürüyüşü sırasında komitede olmaya davet ettiler; yürüyüş sırasında çok sayıda Gökkuşağı Bayrağı görüyorsunuz ve cinsiyet ifadeleri farklı olan insanlar ve eşcinsel erkekler görüyorsunuz. Bu bizim için neredeyse bir Onur Yürüyüşü gibi. Medyada Aurat Yürüyüşü[9], son birkaç yılda LGBTİ+ ‘lar için bir Onur Yürüyüşü olduğundan gerçekten çok eleştirildi. Bu, eşcinseller için bir yol ama yine de gey topluluğu içinde bile kadın hakları hareketini riske atmayalım diye ?belki geri adım atmalıyız? demeye başlayan birçok insan vardı. Bu sırada Aurat Yürüyüşü?nün organizatörleri ?hayır, geri adım atmayın çünkü bizim bir parçamız olmanızı istiyoruz’ dediler ki bu çok ilgi çekiciydi.

 



[1] Metne başlık verirken Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in ‘arada insan’ kavramından esinlendim. Çotuksöken’e göre ‘arada olma’ yalnızca insan özgüdür ve insan; hem düşünceleri, kararları ve eylemleri hem diğer insanlar ve dünya, hem de bilgi ve bilgi olmayan arasındadır. Ona göre insan varoluşunun bu arada oluşu, sınırlar üzerinde düşünmeye vurgu yapar (Çotuksöken Betül, Antropontoloji ya da İnsan-Varlık Bilgisi, Notos Yayıncılık, 2018, 82-87).

[2] Kaos GL Dergisi’nin bu sayısının çağrı metninde; pratik yaşamın bir aracı olarak deneyimlenen diyaloğun amacı, karşılıklı anlayış ve uyum arayışı olarak ifade ediliyor.

[3] Cinsiyetin Yasal Olarak Tanınması (Legal Gender Recognation), kişinin cinsiyet kimliğinin resmi belgelerde ve kayıtlarda tanınmasını içeren, isim değiştirme ve cinsiyetlendirilmiş bilgilerin değiştirilmesi sürecidir.

[4] Section 377, İngiliz sömürgesi zamanında İngiliz yöneticiler tarafından uygulanmaya konulmuş ve Pakistan Ceza Kanunu’na Hindistan Ceza Kanunu’ndan olduğu gibi alınmıştır-Hindistan’da geçtiğimiz yıllarda bu madde yürürlükten kaldırılmıştır-. Buna göre, ‘doğa düzenine aykırı cinsel ilişki’ cezalandırılır. Bununla birlikte bu hüküm sadece erkekler arasındaki cinselliği yasaklar, lezbiyen ilişkiyi yasaklamamıştır ya da doğrudan görmezden geldiği söylenebilir. Daha detaylı bilgi için bkz. https://www.humandignitytrust.org/country-profile/pakistan/

 

[5] 2018 yılında kabul edilen Act 2018, Trans Haklarını Koruma Yasası’dır (Transgender Person’s Protection of Rights). Bu yasada cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesi, taciz kavramları tanımlanmış, trans kavramı; doğumda atanan cinsiyete dayalı olarak, cinsiyet kimliği ya da cinsiyet ifadesinin toplumsal normlara ve kültürel beklentilere uymaması olarak tanımlanmıştır. Bu tanım trans kadın ve trans erkeklerle birlikte, kendisini ikili cinsiyet rejimi dışında tanımlayan kişileri de içermektedir. Ayrıca bu yasa, ayrımcılığı ve tacizi açıkça yasaklamakta ve transların refahı için devletin yükümlülüklerini detaylı olarak belirtmektedir. Bkz. http://www.na.gov.pk/uploads/documents/1528787262_286.pdf

 

[6] Mughal BM CEDAW toplantısına Pakistan’ı temsilen katılmış ve bir ülkeyi temsile katılan ilk trans kadın olmuştu: https://kaosgl.org/haber/pakistan-i-birlesmis-milletler-de-temsil-eden-trans-kadin-tarihe-gecti

 

[9] Detaylı bir anlatım için bkz. https://www.youtube.com/watch?v=mCQgp3rsomc