Örgütlenme Serüveni: “Bir Biseksüelliğinizi Görmedik”

Pınar Karabağ

Sayı: 175, Sayfa: 48-50

Bi+seksüellikle ilgili yazmayı düşündüğümde önce hangi duygumun hâkim olduğunu sorguladım, bazingaa! Sitemkâr olmaktan başka bir şeyin elimden gelmediğini fark ettiğimde bu duruma üzüldüğümü belirtmeliyim.

 

Karantinanın sıkıcı günlerinde döneminin çığır açan dizisi Sex and The City’i izlemeye karar vermiştim, tesadüf bu ki Umut’cuğum ile yazıyı konuştuğumuz sıra üçüncü sezonun dördüncü bölümünü henüz izlemiştim. Spoiler uyarısı! Köşe yazarımız Carrie sevgilisi Sean’ın biseksüelliğini öğrenmiş ve yakın arkadaş grubu ile kahvaltı sohbetlerine bu ‘inanılmaz’ konuyu taşımıştı.[1] Art arda söylenenler harika bir bi+fobi listesi; biseksüel sevgilinin bunu açıklarken nereli olduğunu söyler gibi rahat davranması, sorun olup olmadığını sorduğunda hayır demesine rağmen Carrie için tabii ki sorun olduğu, biseksüel erkeklerle takıldığında hep bir erkek için ilişkinin bittiği (bunun biseksüel kadınlar için de geçerli ve heteroseksüel kadınlara erkek kalmamasının sebebinin de buna bağlı olduğu), doyumsuzluk olduğu, eşcinsel ve heteroseksüeller olarak iki grubun olması ve konunun kapanması gerektiği! Neyse ki Samantha’cığım cinsel deneyimlerin her birine açık olmayı savunuyor, o partnerle evlenmeyi düşünmüyorsanız! Bölümün devamında cinsel yönelimler ve cinsiyetlerle ilgili görece pozitif sorgulamalara şahit olsak da en sonunda Carrie için geri kafalılığını kabul etmek biseksüel bir sevgili ile olmaktan daha rahatlatıcı ve kolay geliyor. Bu sorgulamaların monoseksizmin modasının geçip geçmediği sorusuyla başlaması da ironik bir anlatımla veriliyor. Niyet okuyan insanlar değiliz ama temiz bir niyetle düşündüğümde ortak arzumuz olan ‘tanınma’ bizleri dizidekinin aksine öteki kimlikleri anlama noktasına kısmen yaklaştırıyor.

 

“güzel kadınlar biseksüel, çirkin kadınlar lezbiyen mi oluyor?”[2]

Lambda’ya gelen bir gazeteci Yeşim’e bu soruyu soruyor.

 

Yakın çevreme açıldığım zaman ilk duyduğum erkeklerin bana artık ilgi duymadığıydı. Yani ben karşımdakinin cinsiyet kimliğinden bağımsız onunla ilişkileniyorsam heteroseksüel arzumun karşılığı olmadığı için herkese yöneliyorumdur. Bu sözlere çok güldüm ve hiç alınmadım ancak yıllar sonra sözlerin sahibi arkadaşımı bi+ olarak açılmış gördüğümde alaycı değil haz veren bir gülümseme halini yaşadığımı hatırlıyorum.

 

“bi biseksüelliğinizi görmedik”

Lambda’da Yeşim’in sürekli karşılaştığı bir sitem (?)

 

2009 yılında Kaos’un bir etkinliğinden sonra kalacağımız yerlere giderken sohbet ediyoruz ve biri Bi+ olduğumu duyduğunda ‘yakında geçer, kararını vermiş olursun’ diyor.[3] Niyetim tüm yazı boyunca önyargıları baştan sona tekrar etmek değildi ancak Bi+ tarihini düşünürken elden başka türlüsü gelmiyor. Yakın arkadaşlarımız, örgüttaşlarımız, sevgililer/kolilerimiz bazen bir yerde henüz hiç tanışmadıklarımız buldukları her fırsatta bi+ olmakla ilgili fobik sorularını yineliyor.

 

2013 yılında İstanbul’a dönüp Lambda’nın Kadın Buluşmaları’na gitmeye başlıyorum. Bir sandalyede oturup kendinizle ilgili üç şey söylüyorsunuz. Söylenen cümlelerin biri ‘kedi sever’ oldukları ikincisi de buna bağlı olarak lezbiyen oldukları. Köpekleri de sevdiğimi ekleyip Bi+ olarak açıldığımda sarkastik bir noktada olduğumu ekleyeyim.

 

“ben de biseksüelim ama insanların bifobisi yüzünden gey diye tanıtıyorum kendimi erkek partnerlerime”

Sosyal hayatta kendini gey diye tanıtan sevgilisi, odasında bi+ bayrağını görünce Barış’a açılıyor.

 

 

Atölye sonrası sohbetlerde bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışan güzel insanlar bir kişinin birçok cinsiyet kimliğine yönelebileceğini ütopik bulmayı bırakın gerçek bulmuyorlar. Kadın kimliğine sahip olmayanlarla ilişkilenmek tropik bir meyve gibi, mümkünatı düşük, mümkün olsa bile ciddiye alınmayacak bir durum oluyor. Bu buluşmalarda konuştuğumuz ve açılabilmeyi kolaylaştırdığı için birçoğumuzun seçtiği bir durum var; eşcinsel olarak açılmak! Bir arkadaşımız o sıralar erkek arkadaşını köşe bucak saklıyordu lezbiyen olarak açılmak zorunda kaldığı için.

 

“son üç flörtün erkek, geçti mi biseksüelliğin”

Gizem’e bi arkadaşı soruyor.

 

Kendime bir yerler bulmaya çalıştığım sıra facebookta LDA (Lezbiyen Dayanışma Ağı) ile karşılaşıyorum. Online platformda birçok kimliğe sahip kadının tartıştığı ufuk açıcı konular ve birbirini destekleme hali beni cezbediyor ve toplantılara gitmeye başlıyorum. Grupta yaşadığımız hiyerarşik örgütlenme ve fobik yorumlar sonrası gönlümüzden geçen kapsayıcı ve politik alanı oluşturmak için Lezbiyen ve Biseksüel Kadın Kolektifi[4] grubunu kuruyoruz. Buradaki ‘ve’ bizler için görünürlük adına önem arz ediyor. Kısaltmalarda lezbiyen’in bi’si olmaktan bizi kurtarmasını tahayyül ettiğimiz bir yerden.

 

“ondan hoşlanıyorum ama asla açılmam. Kadın biseksüel, birçok seçeneği varken bana mı bakacak”

Duygu’dan hoşlanan bir ciserkeğin ortak arkadaşlarına anlatımı.

 

Kolektifi kuran küçük ekibimiz içinde belki bi+lar olarak görünürlüğe susamışlığımız belki grup içi sayıca fazla olmamız sebebiyle (burada lezbiyen arkadaşlarımızın hakkını henüz teslim etmek istemiyorum) yaptığımız tartışmalar ve hayal ettiğimiz işler daha eşitlikçi akıyor. Biraz sohbet ve gullüme düşünce gelen ‘herkese âşık olabilme avantajı, onaylanan ilişkiler yaşayabilme ihtimali ve tabii heteroseksüelliğe katkı sağlamak’ latifelerini nereye koysak o kısmı bilemiyorum. Elbette kişisel merak ve anlama çabalarıyla gelen bu sözleri anlıyorum ancak bir kimliği sorgulamaya giden mantıkla onu anlama yolunun aynılığını kabul edemiyorum. Üstelik düşünülen/söylenenlerin ise trajikomikliği ortada, bazı ütopyalarını gerçekleştirmeye bi+ kimliği üzerinden yaklaşmaya çalıştıklarını düşünüyorum.  

 

“bari kadınlara bulaştırma!”

      Hiv tedavisi için muayenelere gittiği sırada bi+ olduğunu öğrenince doktorun Emre’ye verdiği tepki.

 

Bir yandan avantaj olarak sunulan seçenek çokluğunun nitelik ve nicelik farkını anlamamakla ilgisi olsa da doğrudan fobik ve savunusu kimi zaman komik! Yönelimin doğrusal bir çizgide ve tek yönlü olabileceğine dair derin bir inanç ve (kişinin arzusu ya da tercihlerinden bağımsız) sürekli bir seçim yapmaya zorlanma hali var üstelik artık kuiri tartışıyoruz. Yine yıllar önce ‘yüzde kaç kime doğru’ sorusunu tartıştığımız bi yuvarlak masada bir tarafın minik bi farkla bile olsa önde olmasını isteyen arkadaşlarımıza şaşkınlığımızı yinelemiştik. Üstelik muhakkak bir taraf ağır basar inancıyla, istersen bir tarafı rahatça seçebilirsin düşüncesi insanı daha da hayretlere düşürüyor.

 

“ben seni safkan sanmıştım”

Bi+ olduğunu öğrenen arkadaşı Jan’ın kimliğini, erkeklerle hiç birlikte olmayan bir lezbiyen sandığını anlatıyor.

 

2015 yılı Temmuz ayında engellenen onur yürüyüşü sonrası bir araya gelip Lezbiyen Biseksüel Feminist yürüyüşü gerçekleştiren ve sonrasında hem feminist hem LGBTİ+ hareket içinde yer bulamayıp kendi politikasını yapmak için örgütlenen LezBiFem ile Eylül ayı itibariyle ilişkilenmeye başlıyorum. Gittiğim ilk toplantı dahil katılımcılar olarak birçok yönelime sahip olduğumuzu duyduğumda işte burası demiştim. Transfobi, bifobi gibi konularda azade olmayışımızın kabulü ve öznelere alan açma çabası çok kıymetliydi. Ancak yine ortak dertler içinde boğularak politika yapmaya çalışırken bi+’lar olarak ayrıca toplanmaya ihtiyaç duyduk. Hareket içi dominasyonların bir hiyerarşisi varsa çok da tanınmayan bir kimlik olarak görünmezliğimizin derdini nasıl anlatacaktık bunun yolunu aradık diyebilirim. Sosyal çevrelerde karşılaştığım an duyduğum en yaygın madilik ‘aa lezbifem ay pardon lezbiyen geldi’ şeklinde olurken, ben lezbiyen değilim ki diye kaç kere dolup taştığımı anlatamam. Bu yüzden hâlâ bu kısaltmada B’yi büyük yazmak editoryal açıdan komik olsa da çok kıymetli benim için.

 

Bi+ toplaşmalarımız devam ederken bir yandan ortak dertlerimizi konuşmaya bir yandan grup içi sesimizi duyurmaya bir yandan da “kamusal tüm eylemliliklerde nasıl görünür oluruz?”u aramaya çalışıyorduk. LezBiFem içi atölyelerde bir seri bi+ fobi konuştuğumuz dönem lezbiyen arkadaşlarımızın da gösterdiği hassasiyetle işlerin kolaylaştığını söyleyebilirim. Ancak yer yer gelen sorular ve şakaların içindeki bi+fobi ve kapsayıcı ya da öncelikli[5] algılanan kelimenin ‘lezbiyen’ oluşu kimi zaman hayal kırıklığı kimi zaman üstüne uzun uzun tartıştığımız bir mücadeleye dönüşüyordu. Politika yaparken arkadaşlarımın üstüne basa basa kimliğimi işaret etmesi derdinde değilim lakin üstünü çize çize yok sayılmanın sınırı bundan ne kadar ayrılıyor hala emin değilim. Bir 14 Şubat eylemi için çalışırken tekrar eden bi+ fobik şakanın beni hiç mutlu etmediğini net bir dille ifade ettiğimde mesele benim ne kadar keskin olduğum olmuştu. Tartışma sonrası gönlüm alındı evet ve şakalarımızın ‘şaka’ olmadığı gerçeği kabul edildi lakin ben bugün o hisleri ve hikâyeyi hâlâ unutmuyorum.

 

“şimdi biz sevgili olsak ben de gey mi olurum?”

Kendisiyle flört eden cishetero arkadaşının Naciye’ye sorusu.

8 Mart’a yetiştirmeye çalıştığımız Zeliş[6] bülteninin ikincisinde bi+’lar olarak bir önyargılar listesi[7] yapmıştık. Bugün bu yazı için insanlardan akıllarına yer etmiş, bi+ diyaloglarını sorarken karşılaştıklarının o günkü yazıya eklediğimiz klasiklerden farklı olmadığına şaşıramıyorum. Zaman doğrusallığını kaybetmiş, diyalogların her biri farklı jenerasyon, kimlik ve çevrelerde duyulmuş olsa da kendini yenileyerek aynı amaçla karşımıza çıkıyor.

 

“e, eşcinsel hareketten ayrılıyor musun?”

Ciserkek bir sevgilisi olunca Yeşim’e sorulan soru.

 

LezBiFem bir iletişim ağına dönüşüp eylemliliklerini sonlandırmadan önce ortaya çıkan sözlü tarih çalışmamız Lezbidüş[8]’e başlarken deneyimdaşlarımın tarihleri ve ütopyalarını konuşacak olmak heyecan vericiydi. Çalışma içinde anlatıları duydukça birçoğunun bi+ olmasına rağmen karşılaştıkları deneyimlerin ‘kadınlarla birlikte olmaya’ odaklandığını görüyorum. Kimisi kendini tanımladığı net bir yer bulamazken Yupik[9] gibi bi+ şemsiyesi altında buluşabiliyor kimisi deneyimlerine odaklanmaksızın Kardankadın[10] gibi kendini biseksüel olarak tanımlıyor.

 


[1] Biweek kapsamında Gay Star News’in hazırladığı ‘Bisexuals react to Sex and the City biphobia’ başlıklı videoyu izlemenizi öneririm. https://www.youtube.com/watch?v=oeEPsRYsuWM

[2] Metin boyunca, yollarımın kesiştiği kişilerden topladığım, akıllarına yer etmiş bi+ diyaloglarını aktaracağım.

[3] Hâlâ kararımı vermedim ;)

[4] 2015

[5] Bu madilik veya doğrudan bir eleştiri değil.

[6] http://lezbifeministler.com/category/bulten-zelis/

[7] http://lezbifeministler.com/2016/03/05/aaa-biseksuel-misin-evet/

[8] https://lezbidus.wordpress.com/

[9] https://lezbidus.wordpress.com/2017/03/31/yupik/

[10] https://lezbidus.wordpress.com/2017/02/13/kardankadin/