Korona Günlerinde Homofobik Nefret

Ali Erol

Sayı: 173, Sayfa: 46-49

LGBTİ+’lara yönelik cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemleri korona günlerinde de, geleneksel ama salgınla sarmalanmış formlarla devam etti.

Ayrımcı, ırkçı, homofobik, transfobik unsurlar taşıyan ifadelere nefret söylemi denilmektedir. Bir gruba ya da o gruba üyeliği nedeniyle bir kişiye yönelik düşmanlıktan kaynaklanan ve o gruba yönelik düşmanlığı gösteren veya cesaretlendiren ifade biçimleri olarak tanımlanır. Nefret söylemi, nefret suçuna teşvik ya da eşlik edebileceği için, bu iki kavram birbiriyle bağlantılıdır.

Kaos GL Derneği tarafından Türkçesi yayımlanan, “Cinsel Yönelim Veya Cinsiyet Kimliği Temelli Ayrımcılıkla Mücadele: Avrupa Konseyi Standartları” isimli kitapta yer alan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tavsiye kararına göre, nefret söylemi, “nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her tür ifade biçimi” olarak tanımlanıyor.

Sosyal Psikolog Porf. Dr. Melek Göregenli, “Nefret suçları kimin sorunu?” başlıklı makalesinde nefret  söyleminin kurulmasında ve yaygınlaştırılmasında en etkili araçlardan birinin medya olduğuna dikkat çekiyor.

Cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi ile Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks (LGBTİ+) varoluşlara yönelik ayrımcı yaklaşım, homofobik ve transfobik söylemler, doğrudan medya organları ve “köşe” yazarlarınca da üretiliyor, yayılıyor ve teşvik edilebiliyor.

Korona günlerinde, LGBTİ+’lara yönelik cinsiyetçi, transfobik ve homofobik nefret söylemlerini doğrudan üreten, yayan ve teşvik eden medya organlarından “köşe”lere göz attık.

Yeni Şafak, hedef gösterme ve homofobik nefrette Akit ile yarışıyor!

Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak tanımladığı yeni tip koronavirüsün (COVID-19) Türkiye’de kaydı ve yayılımını gecikse de, muhafazakâr medyanın homofobik nefret salgını gecikmedi. Türkiye’de vaka kaydı, 11 Mart’ta yapılan resmî açıklama ile duyurulan koronavirüslü homofobik nefret söylemine ilk olarak Yeni Şafak vesile oldu.

Muhafazakâr merkez medyadan Yeni Şafak, nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden Akit ile yarışıyor artık. LGBTİ+ kurumlarını kriminalize etme ve hedef göstermekte Akit’ten geri kalmayan Yeni Şafak, 

“Batı’nın LGBTİ aşkı!” başlıklı bir nefret bültenini Şubat ayında yayına soktu.

Vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayıp, her türlü tehdit ve baskıya karşı korumakla görevli olan İçişleri Bakanlığının, Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseksleri (LGBTİ+) “vatandaş”tan görmeyip kurumsal ayrımcılığa tabii tutması, nefret söylemine devam edip, hedef göstermesini hatırlatan Yeni Şafak “haber”i, Anayasal güvenceyle kurulmuş LGBTİ+ derneklerini, “Türkiye’de eşcinselliği ‘cinsel yönelim’ adı altında meşrulaştırmaya çalışmak” ile itham etti. 

Yeni Şafak, hem Anayasal bir hak hem Dernekler Kanunu’na göre kurulduğunu bildiği ve “haber”inde belirtmek durumunda kaldığı halde, ifade ve örgütlenme özgürlüklerini inkâr edecek şekilde, LGBTİ+ kurumlarını “sapkın dernekler” ifadesiyle nitelemekte sakınca görmüyor.

Türkiye’nin de dahil olduğu AB ve BM fonlarından söz konusu Dernekler Kanunu çerçevesinde LGBTİ+ derneklerinin de yararlanmasını, gene aynı Dernekler Kanunu kapsamında İçişleri Bakanlığının bilgisi ve denetimine tabi olduğunu bilen Yeni Şafak gazetesi, hâl böyleyken kamuoyunu yanıltmaya ve LGBTİ+ kurumlarını hedef göstermeye devam etti: “Eşcinselliğin bir ‘hak’ olduğu tezini işlemeye çalışan sapkın derneklerin para havuzu deşifre oldu.”  

LGBTİ+ kurumlarını hedef gösteren, nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden muhafazakâr medyadan Yeni Şafak gazetesi, söz konusu “haber”ini sosyal medya hesaplarından paylaşınca “okur” ve “takipçi”lerinden beklediği karşılığı da alıyor: “Bu derneklerin hesaplarına el konulsun. Devlet neden bu kadar yumuşak davranıyor.”

Yeni Şafak’ın LGBTİ kurumlarını kriminalize eden ve hedef gösteren homofobik nefret bültenini ayrıca muhafazakâr, cinsiyetçi ve homofobik nefret medyası da paylaşmalara doyamazken, bunlardan Haksöz Haber internet sitesindeki “okur” yorumu “Eşcinsel ne demek?” diye soruyor ve devam ediyor: “Cinsi sapık tabiri dururken... Bunlar sapkınlıklarına ideolojik kimlik kazandırıp dava haline getirmeye çalışan haysiyetsizlerdir. Koronavirüs gibi karantinaya alınıp Allah haklarında hükmünü verene kadar, tevbe edip ıslah olana kadar gözetim altında tutulup topluma salınmamalıdırlar.” 

Covid-19 vesilesiyle LGBTİ+’lara “helak” ayarı!

Muhafazakâr medya “köşe”lerinin cinsiyetçi ve homofobik nefret ile enfekte olmalarına vesile mi yok! Mart ayı boyunca “köşe”ler bu kez de koronavirüslü homofobik nefret ile doldu. Korona komplosunu deşifre edenler korosuna Millî Gazete “köşe” yazarı İsmail Hakkı Akkiraz, “Tedbir; İslam’ı yaşamaktır” başlıklı yazısıyla katılırken, “toplumu helak olmaya götüren büyük günahlar”ı, “sihir yapmaktan siyonizm’in emellerine hizmet etmek”e sek sek sayarken hiç atlar mı asıl “yıkıcı günah”ı: “Eşcinsel ilişkide bulunmak.” Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi olan Millî Gazete “köşe” yazarı İsmail Hakkı Akkiraz, “koronaya karşı eşcinsellik yasaklansın” hoyratlığıyla kendinden geçince koronaya karşı helak çağrılı homofobik nefret korosunun nakaratlarını anlaşılan tekrar etmelere doyamadığından Nisan ayında da sarf etmekte sakınca görmedi.

Yeni Şafak yazarı, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Prof. Dr. Ergün Yıldırım’ın kendi ifadesiyle “oğlancılezbiyen” nakaratını anmadan “köşe”sini dolduramıyor. Ayrımcı ve ırkçı yaklaşımla yetinmeyen “köşe” yazarı, ayrıcalıklı konumundan “Türk, Sünni, Müslüman ve Heteroseksüel” sopası sallamakta beis görmediğinden “Salgınlar ve gazaplar: Korona zamanlarında Müslüman” başlıklı yazısına da, “imtihan” diye başlıyor, sonra da saya saya “aynı cinsle münasebette bulunmak”ı sayıyor. “Koronavirüs bir metin gibi okunmalıdır” diyen Yeni Şafak “köşe” yazarı, “Müslüman”ı günah çıkarmaya davet ederken, “ahlak” ve “adalet” dağıtma tekeli elinde, homofobik nefret söylemi dilinde, okuya okuya aynı nakaratı okuyor: “Lut kavminin yaşadığı rezalet, insan hakları diye savunuluyor artık. Ona karşı çıkmak insan haklarına karşı çıkmakla eş tutuluyor. Kadınlarla kadınların beraberliği de öyle.” Nisan ayından, “Korona günlerinde münacat” başlıklı yazısında güya günah çıkartan Yeni Şafak “köşe” yazarı, arada gene “Lezbiyenler, oğlancılar çoğaldı.” ayrımcı dili ve homofobik nefret söylemiyle LGBTİ+’lara sövmekten vazgeçmiyor. En temel anayasal hak ve hukuku tanımazlıktan gelen Yeni Şafak yazarı, “Özgürlük diye sokaklara çıkıp bağırdılar. Biz inananlar buna ses çıkaramadık. Durup seyrettik.” dezenformasyonuyla, saydıklarının yıllardır hukuk dışı gerekçelerle yasaklandığını bilmezmiş gibi yetinmeyip “helak” çağrısıyla bedduasına devam ediyor.

Koronavirüslü homofobik nefret Nisan ayı boyunca da muhafazakâr medya “köşe”lerini doldurmaya devam etti.

Nisan’ın ilk haftasından Milat “köşe” yazarı Asiye Türkan, “Hayat eve sığar!” diyor ama “LGBT”yi aynı “ev”e sığdırmaya yanaşmıyor. “Helâk”tan “homoseksüelik”e bağlamadan “köşe”sini bitiremeyen Türkan, günahlarının bedelini gene “LGBT”ye yüklemeye devam ediyor: “LGBT’yi normalleştirerek onur yürüyüşleri yapabilecek kadar görünür kıldık. Sözleşmeler yapılarak ne değerlerimize ne de örfümüze uymayan oluşumları hayatımıza dâhil ettik.”

İstanbul’un yerel basınından İstiklal “köşe” yazarı Dr. Seyfi Şahin, “İslam Açısından Korona” başlıklı yazısında, Milat’tan Asiye Türkan’ın bıraktığı yerden devralıyor nefret nakaratını çünkü homofobik nefretin tezahürü olarak “Livata denen homoseksüellik”i saymadan tekerleme eksik kalır! Ha, bu arada, “köşe” yazısının başlığı “korona” mı, tahmin etmesi çok mu zor, “helak” niyetine “belki bu korona bir uyarıdır”! 

Müslüman muhafazakâr korona korosunda sazı Afyon Türkeli gazetesinden Gazi Çakmak, “Korona Belası” başlıklı “köşe” yazısı ile devralıyor: 

“Sebebini aslında hepimizin bildiği ve tüm tünyayı etkisine alan, Rabbimizin gözle görülmeyen virüs ile insanlığa AZAMET’ini gösterdiği olağanüstü zamandan geçiyoruz.” “Sebebi belli” diyor Afyon Türkeli yazarı ve allah ne verdiyse “köşe”sini dolduruyor: “Allahın sevmediği büyük günahlardan ikisi şu anda ayyuka çıktı. Birisi HOMOSEKSÜELLİK ötekisi ŞİRK. AB ve ABD homoseksüelliği erkek erkeğe evliliği serbest edip yasal hale getirerek Allah’a savaş açtılar.”

Millî Gazete’nin “Prof. Dr.” yazarı Sait Yılmaz, “COVID-19 senaryosu nasıl hazırlandı?” başlıklı “köşe” yazısına, koronavirüs hakkında daha önce hiç duyulmamış bir komployu ifşa ederek başlıyor: “Arka planda istihbarat savaşları var.” Komplo nakaratının “homoseksüel”siz tadı mı olur, haliyle Millî Gazete’nin “Porf. Dr.” yazarı da, “koronadan önce hiv vardı” diyerekten saydırmaya devam ediyor!

Nisan’ın ikinci haftasından haber7 sitesinden Mürsel Gündoğdu, “Şüphesiz Sizi, Bir Erkek ile Bir Dişiden Yarattık” başlıklı “köşe” yazısında “Covid-19”dan “cinsiyetsiz, kimliksiz ve milliyetsiz yeni bir insan modeli”ne geçiyor, oradan da “queer teori”ye akıyor: “Bu kavramla karşılaşınca olumlu ya da olumsuz hiçbir tepki veremiyorsunuz. Bizim çocuklara sordum. Bunu duyduk ama ne demek olduğunu bilmiyoruz dediler.”

“Queer kurama dair ülkemizde çeşitli yayınlar aracılığıyla bazı çalışmalar yapılıyor” bilgisini “KaosGL.org sitesi”, “KaosQ+ hakemli dergi”, “Queer Teori adıyla herkese açık dersler” gibi Kaos GL örnekleriyle geçerken, o dersi veren hocaların akademik özgürlüğü ve çalışma haklarına n’olduğunu sorma gereği duymadan sonra geri başa dönüyor. Gökkuşağı Projesi kapsamında İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Kurumu SIDA tarafından Kaos GL’nin çalışmalarının desteklenmesine önce bir “ne hikmetse” iması düşen haber7.com “köşe” yazarı, güya dön dolaş gene “helak”a bağlamıyormuş gibi “Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.” uyarısı ile de ayarı çekiyor.

Nisan’ın üçüncü haftasından “Virüsün adı: “Eşcinsellik”” başlıklı “köşe” yazısı ile On4Haber’den İsmail Bendiderya ise homofobik nefret nakaratını hiç uzatmıyor: “Koronavirüsü anlamaya çalışırken, nesillerimizi yok edecek daha tehlikeli bir virüs sinsi sinsi yayılıyor aramıza. Sosyal medya ve televizyon aracılığıyla her eve giriyor, her kesime ulaşıyor. Virüsün adı: ‘Eşcinsellik’”

Korona komplosu Akit’siz kalır mı! 

Yeni Akit’in nefret siyasetine vesileye ne hacet ama korona komplosunu deşifre edenler korosu Akit’siz eksik kalırdı! Nefret söylemini doğrudan üreten, yayan, okurlarıyla takipçilerini teşvik eden medya organlarından Akit, iktidarın “yaygın medya organı” olmasından kaynaklı rahatlıkla ayrımcı dil ve nefrette Mart ve Nisan boyunca bu kez de koronavirüs vesilesiyle ile kendinden geçti.

Korona kılıflı homofobik nefret söylemlerine aracılık eden Akit, “Fatih Erbakan’dan dikkat çeken koronavirüs uyarısı: Arkasında onlar olabilir” başlığı altında, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ırkçı, cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemini paylaştı. Akit’in nefret bülteninde, anti-semitik ırkçı sözlerini, ayrımcı ideolojilerin sıra takibinde bekleneceği üzere cinsiyetçi ve homofobik nefret söylemiyle süsleyen Yeniden Refah başkanı Fatih Erbakan’ın konuşması geniş yer buldu.

Filistin Ankara Büyükelçisini ziyaretinde konuşan oğul Erbakan’ın “nefret kokteyli”nde yok yok: “Siyonizm”, “aile kurumunu çökertmek”, “İstanbul Sözleşmesi”, “eşcinselliği empoze etme”, “cinsiyetsiz toplum”, “eşcinsel bir toplum”, “Hollywood”, “eşcinsellik propagandası”…

Anti-semitik ve homofobik geleneksel komplosundan bildik “Siyonizm kanser, kısırlık, eşcinsellik ve ailenin çökertilmesi ile Yahudiler dışındakiler çoğalmasın istiyor.” ifadesini sarf eden Erbakan, nihayet “koronavirüs”e geliyor ve “elimizde kesin bir delil olmamakla birlikte” diye belirtmek durumunda kaldığı halde, “bu virüs Siyonizmin insan sayısını azaltma ve çoğalmasını engelleme amaçlarına hizmet ediyor” diyerekten de sallamakta sakınca görmüyor.

Haftanın gündemi, karaladıkları “köşe”nin konusu Akit yazarları için fark etmez. İlgili ilgisiz, bilgili bilgisiz bulamaçları hazırdır; “tartışma” diye içine çekecekleri ırkçı, cinsiyetçi, homofobik nefret çukuru hiç değişmez! 

Akit “köşe” yazarlarından Abdurrahman Dilipak, “Eşkıya dünyaya hükümdar olmuş!” başlıklı “köşe” yazısında koronavirüs komplo ve nefret nakaratına tabii ki “gay ve lezbiyenler”i de katmadan yapamıyor.

Koronaya karşı homofobik nefret korosunun çığırtkanlarından Akit’ten Şevki Yılmaz, “Koranalar sadece Kuran’dan korkar!” başlıklı “köşe” yazısıyla Yeni Şafak ve Millî Gazete “köşe” yazarlarından geri kalır mı! O da aynı koronun nakaratlarıyla kendi melanetleri için eşcinsellere iftira atma yolundan yürüyor: “…eşcinsellik, LGBT sapıklığı ve benzeri ahlaksızlıkların…”

Akit’ten bir başka “köşe” yazarı Ali Erkan Kavaklı da, “İsyan, virüs, tövbe ve iyiliğe çağrı” başlıklı yazısında işin kolayını bulmuş! Koronaya karşı homofobik nefret nakaratı çığırtkanlarından Kavaklı, kendi çalıyor kendi söylüyor: “Allah virüs belasını başımıza neden sardı?” Çünkü: “Homo evliliklerine ses çıkarmadık.”, “Fahişe, homoseksüel, lezbiyenlik yapan arsızların sokağa taşmasını engellemedik.”