LGBTIQ+ Gençlik Örgütlerinde Liderlik: Muhafızlık

Yazar: Toni Duder Çeviren: Galip Karabacak

Sayı: 168, Sayfa: 43-45

Küresel Feminist LBQ* Kadınlarının Konferans Sunumundan uyarlanmıştır.

Çeviri: Galip Karabacak

 

Ko Tokatoka te maunga  (Tokatoka dağımdır)

Ko Wairoa te awa (Wairoa nehrimdir)

Ko M?mari te waka (M?mari atadan kalma kanomdur)

Ko Ng?puhi te iwi  (Ng?puhi kabilemdir)

Ko Toni toku ingoa  (Toni adımdır)

Umuyorum ki bu yazıda paylaşacaklarım bazılarınızın ilgisini çeker ya da kendinizle ilişkilendirebileceğiniz bir şeyler barındırır.  

Bu yazımda liderliğin, Yeni Zelenda’da benim bir parçası olduğum ve çalıştığım LGBTIQ+ örgütü, RainbowYOUTH, bağlamında nasıl göründüğünü incelemek istiyorum. Bu örgüt gençlik tarafından ve gençler için çalışan bir taban örgütüdür. RainbowYOUTH’un yönetimiyle ilgili bütün kararları alan bir kurulumuz var. Kurul üyelerinin hepsi 28 yaşın altındadır. Ayrıca öncelikli olarak cis ve trans kadınlar ve ikili olmayan kişilerden oluşan bir personel takımımız var. Ben RainbowYOUTH’ta 6 yıl önce, 2013’te çalışmaya başladım. Bu 6 yıl, bizim örgütümüz için büyük değişikliklerin temsilcisi oldu. Büyük ölçüde büyüdük ve yoğun iniş ve genellikle çıkışlar yaşadık.  

Kısaca, 6 yıl boyunca, RainbowYOUTH, üç kişilik personelli küçük bir Auckland odaklı örgütten ülke çapında çalışan ve Yeni Zelanda’daki en büyük LGBTIQ+ gençlik örgütüne dönüştü.  

Bu yolculuğa yön veren takımın bir parçası olmak ve örgütün büyüyen acıları içinden geçmesine yardımcı olmak hayatımın en büyük zorluklarından ve başarılarından biri olmuştur. RainbowYOUTH’un başarısının bir ana malzemesini söyleyecek olsam, bu RainbowYOUTH’un liderliği inşa etme şekli olur kuşkusuz.  

RainbowYOUTH’ta liderlik hep muhafızlıkla(guardianship) alakalı olmuştur. Eğer siz RainbowYOUTH’un liderlerinden biri iseniz, aynı zamanda onun muhafızlarından da birisiniz demektir. RainbowYOUTH’un liderleri olarak, meslektaşlarım ve ben önemli bir gerçeğin hassasiyetle farkındayız:  

RainbowYOUTH bizimle başlamadı ve bizimle sona ermemelidir. Biz, 1989’dan beri bizden önce gelen genç insanlar tarafından ilgilenilmiş, yetiştirilmiş, geliştirilmiş ve sevilmiş bir örgütü devraldık ve bizim işimiz bu ateşin yanmaya devam etmesini sağlamak, onu büyütmek ve daha sonra bizden sonraki nesle onların da bu örgütü benimsemeleri ve sahiplenmeleri için devretmektir.  

Liderlik olarak muhafızlık konsepti yeni bir rota değildir. Eğer Aotearoa Yeni Zelenda’ya bakacak olursak, M?ori, İngilizlerle karşılaşmadan önce yüzyıllardır bu liderlik formunu uyguluyorlardı.  

M?ori ve İngiliz kolonicilerin arasından çıkan anlayıştaki en büyük boşluklardan biri, iki kültürün birbirinden çok farklı liderlik kavramlarına sahip olmalarıydı. İngiliz yerleşimcilerinin kendileriyle getirdikleri liderlik anlayışı eminim çok tanıdık gelecektir, özellikle bugün burada bir kolonileşmiş toprakta durduğumuz düşünülürse. 

Bildiğimiz gibi Batı’da, özellikle Britanya’da, liderlik; insanların, onların krallarının Tanrı tarafından yol göstermesi için gönderildiğine inanmaları ve dünyadaki mutlak otorite oldukları ve kimseye hesap vermedikleri noktasına kadar bireyselleştirilmiştir. Te Ao M?ori’de ya da M?ori dünyasında, kabile Reisleri, kendi kabilelerinin insanlarına karşı sorumlulardı ve bu şekilde bir Reisin gücünü aldığı yer onlardı, Tanrı değil. Kötü, bencil ve yıkıcı kararların sonuçları, kabilenin diğer üyeleri tarafından sorgusuz sualsiz ya da tartışmasız kalmadı.  

En önemlisi, M?ori bizim rolümüzü yeryüzünün, hayvanların ve doğal kaynakların kaitiaki (muhafızları) olarak görür. “Üstün değil, biz birlikteyiz.” Bizim kabilelerimizin ve liderlerimizin mutlak görevi, etrafımızdaki dünyayı çocuklarımız ve çocuklarımızın çocuklarını ve sonrası için muhafaza etmektir.  

İngiliz kültürel normları (diğer bir deyişle, beyaz, sınıf-temelli, kapitalist, heteronormatif ve ataerkil), Yeni Zelenda’da ana akım/genel geçer/kabul görmüş olmasıyla, bu ideallerin dışında kalan insanların geleneksel yollarla güce erişimine izin verilmemiştir. Bunun da tanıdık geldiğine bahse girerim. Örneğin, M?ori’nin güce ve liderliğe erişimi, her zaman Krallık tarafından gözlemlenmiş ve kontrol edilmiştir. İngiliz Krallığı, Waitangi Antlaşması’nın (antlaşmayla birlikte M?ori egemenliği onlara bıraktı) kendi yorumlarını, bu antlaşmayı hiç imzalamamış ve hatta belgeyi dahi görmemiş kabilelere dayattı.


Peki ya LGBTIQ kişiler?
 

1993’e kadar açıkça eşcinsel bir parlamento üyemiz yoktu ve bu nedenle hiç açıkça LGBTIQ ya da M?ori bir Başbakanımız olmadı. Geleneksel, bireyselleştirilmiş, batılı liderlik modelleri, Yeni Zelenda’da farklılığa düşman olmuştur ve farklı olan herhangi bir kimse kurulu liderlik pozisyonlarından (okulda, işte, hükûmette-aklınıza ne gelirse) çoğunlukla bir kol boyu uzakta tutulmuştur. Bu eski bir gelenektir. Etkilidir ama aynı zamanda bu bozulabilecek bir şeydir.  

Yeni Zelenda’daki LGBTIQ+ camiasının, kendi varoluşunun çoğunu ülkemizin yerli insanları tarafından uygulanan alternatif liderlik modellerine ve hareketlerine borçlu olduğuna içtenlikle inanıyorum. RainbowYOUTH, nasiplenmiş örgütlerden bir tanesidir. RainbowYOUTH’taki personel ve kurul üyelerinin görev devirlerinin işleme şeklini dikkatli değerlendirilmesini devreye sokarak, motivasyonumuzu yok etmemeyi, tek bir yüzün bizi temsil etmesine bel bağlamamamızı ve sonraki nesil için bir şey bırakabilmeyi mümkün kıldık. 

Bu strateji bize büyük ölçüde yardımcı oldu. Az önce RainbowYOUTH’un büyümesi ve bizim başarılarımızdan bahsettim, ancak bazı ayrıntılardan da bahsetmek istiyorum:

?      Biz, ülkedeki en büyük ikinci LGBTIQ+ örgütüyüz, sadece her yıl hükümetten milyonlarca dolar alan Yeni Zelenda AIDS Foundation’dan sonra geliyoruz ki bizim hiçbir zaman milyonlarca herhangi bir şeyimiz olmadı.

?      Ulusal televizyonda gösterilmiş ilk LGBTIQ farkındalık reklam kampanyasını düzenledik ve yönettik.

?      Tamamı genç insanlar tarafından yürütülen ülke çapında akran-destek gruplarımız var. Şu anda on üç taneye sahibiz – farklı kimlik, yaş grupları ve ilgi alanlarına odaklı gruplarla birlikte.

?      Daha yakın zamanda, Wellington’da Mart 2019 ILGA Dünya Konferansına ortak ev sahipliği yaptık.

?      Ve bu yıl, Jacinda Ardern, Yeni Zelanda Başbakanı, bizim 30. doğum günü partimize geldi. Davetli bile değildi, çıkıp geliverdi!

Şimdi, mükemmel değiliz ve RainbowYOUTH’u bugün geldiği yere birleşip getiren pek çok şey var ve ben donup dolaşıp örgütün nasıl yönetildiğine gelip duruyorum.  

Ve ben kimin yönettiğinden- bütün cevaplara sahip gibi görünen bir kişi– bahsetmiyorum; ki bu liderlik hakkında konuşurken yaptığımız yaygın bir hatadır. Biz kime çok fazla odaklanıp, nasıla yeteri kadar odaklanmıyoruz. Benim öğrendiğim şey bir LGBTIQ örgütünün liderliği bahsetmiş olduğum muhafızlık pratiklerine dayandırılmalıdır.  

RainbowYOUTH’u düşünecek olursanız ya da herhangi başka bir LGBTIQ örgütünü, M?ori’nin dünyayı düşündüğü gibi düşünmelisiniz; biz ona ‘Papat??nuku’ deriz. O bizim annemiz ve yaşam kaynağımızdır. Ve biz onun üzerinde öylesine kısa bir görüntüyüz ki bütün yapabildiğimiz nihai olarak ona dönmeden önce onunla ilgilenmektir. Ve bu durum, LGBTIQ örgütlerinin liderleri için, kabul ediyorum ki kıyasla belki biraz daha az yoğun olabilir, aynıdır. Örgütteki herhangi bir insanın, örgütün işleyişine büyük bir zarar vermeden örgütten ayrılabilmesine olanak sağlayacak sağlam köklere, dayanıklı devretme ve bir dizi muhafıza sahip olmalarını sağlamamak inanılmaz bir sorumsuzluk olurdu.

RainbowYOUTH’un liderleri olarak, ben ve meslektaşlarım biliyoruz ki bizler onun bekçileri ve muhafızlarıyız ve bu yük hepimizin arasında paylaşılmalıdır. Yapılacak çok fazla iş var ve hiçbir kişi bu işi yapmak için gereken becerilerin tümüne sahip değil.  

Bence RainbowYOUTH’ta muhafızlığın geliştirilmesinin 3 anahtar/ana yolu var:

1.    Bizler, bizden öncekilere bağlıyız. RainbowYOUTH’un geçmiş liderleriyle ve üyeleriyle konuşuyoruz ve onların perspektif ve rehberliklerini istiyoruz.

2.    Bizler, RainbowYOUTH’u takip edenlere bağlıyız. Biz, her gün genç insanlarımızı ve onların ihtiyaçlarını mümkün olduğu kadar dinlemeye ve canı gönülden onlara cevap vermeye çalışıyoruz.

3.    Tüm zamanlarda birden fazla lider var. İster Yönetim Kurulumuzda (kurulumuzda iki eş-başkan vardır) ya da ister personel ekibimizde (içinde Yönetici Müdür, ben ve müdür yardımcısı olan) olsun, RainbowYOUTH’ta tek bir yüz ya da tek bir karar verici yoktur.

Önümüzdeki yıllarda, RainbowYOUTH’taki rolümü bırakmayı planlıyorum. Bu karar, bu zamana kadar almak zorunda olduğum en zor kararlardan biri (Lanet olsun ki değişimden nefret ediyorum – Yengeç burcuyum – yengeç, gerçek anlamıyla evini sırtında taşır ve bu, benim değişime karşı olan isteksizliğim için harika bir metafor).  

Bunu yapıyorum çünkü RainbowYOUTH’tan hâlâ onu seviyorken ayrılmam gerekli ve yerimi dolduracak bir sürü insan olduğunu bildiğim için yapıyorum. RainbowYOUTH sayesinde, okul ya da üniversite hayatımda izin verildiğinden daha iyi bir lider olduğumu biliyorum. Ve bunu bana M?ori atalarımın RainbowYOUTH aracılığıyla öğrettiğini düşünmeyi seviyorum.  

RainbowYOUTH’un bir muhafızı olmaktan ve sizlerle düşüncelerimi bu yazıda paylaşma fırsatı bulmaktan dolayı gurur duyuyorum.