Arka Kapak

Başak Upar

Sayı: 6, Sayfa: 16

Henüz eşcinsellerin kendilerine ve cinselliğe ve olaylara, kendilerine  özgü , doğru-yanlış (doğru nedir ki, zaten) ama  tutarlı, eşcinsellikle tutarlı -nasıl bir feminist bilim araştırma yöntemi, tarih bilinci vs. varsa, bu anlamda- kendi sistemi içinde anlamı olan bir yaklaşımları yok. Bunun yokluğunu bile farketmemiş gözüküyorlar. Sadece karşı konulan yapılanın tam zıddı bir yapı meydana çıkarmak çözüm olmadığı gibi tutarsızlık da! -bu aşamalardan geçilmesinin zorunlu olduğunu biliyorum, ben biraz fazla aceleciyim galiba- Heteroseksist tavra karşı koyulurken, homo seksist bir tavır oluşuyor, haydi bakalım, ince düşünceye yüreğiniz yetecek mi, buradaki homoseksist sözcüğünü heteroseksüeller ya da biseksüellere karşı bir tavır tanımlamak için kullanmıyorum, daha ince bir espri var altında. Bir tercihdendir bahsedilip duruyor. Ya, ne tercihi Allahaşkına, tercih ne demek düşündünüz mü hiç? Neden bu kelimeler iyice düşünülmüyor ve konuşulduğunda anlaşılmıyor, çıldıracağım ben bu ülkede vallahi. Bu insanlar hiç mi okumazlar, hiç mi bir konuyu derinlemesine düşünmezler. Hadi bu tercih meselesini bu kadar büyütmek istemiyorum ama genelde, böyle bir kaybolmuşluk var. Gelelim “tercih”e. Bakın şimdi, eşcinsel kimliğini net bir şekilde ve kesin olarak kabul eden kimseler, eşcinselliği tercih ettim diyorlarsa, hatalı olur. Ama bir homoseksüel bir heteroseksüel ilişkide bulunduysa tercih ettim ya da bir heteros. homos. ilişkide bulunduysa tercih ettim diyebilir. Hani burda bile o kadar doğru değil ama... Efendim tercih eşit nesneler ve durumlar arasında yapılabilir. Örneğin, portakal suyu veya elma suyundan birini tercih edebilirsiniz ama ayran ile cola arasında bir seçim yapabilirsiniz; çünkü bu ikisi birbirinden nitelik olarak farklıdır. Eğer bir eşcinsel tercih etmişse, kadını da erkeği de aynı şekilde arzu ettiğini ama birini diğerine tercih ettiğini söylüyor demektir. Ha... bakın şimdi hani bir yerinde de bu tercih bizim Türkiye’li eşcinsellere hiç uymuyor da değil. Şimdi gördüğüm kadarıyla, bunlar, heteroseksüel kimliğin zıddı olarak homoseksüel kimliği, taşıyorlar. Belirleyici yine heteroseksüel kimlik oluyor. O bakış açısından bağımsızlaşamıyorlar bir türlü. Yani homoseksüel mi olayım, heteroseksüel mi, eh ben homoseksüelliği tercih ettim. Biri diğerinin zıddıdır ama aynıdır. Bu şekilde mücadele verilmez! (heteroseksüel yollardan yürüyüp homoseksüelliğe varmakla birşeyleri değiştiremezsiniz. Daha nasıl anlatayım bilmem ki, tez-antitez-sentez üçlemesinden, hep antitezde kalınamaz canım, bu kadar çok vakit yok. Sentezi çıkarın, sentezi hedefleyin. Yukardan bakamazsınız, hep aynı şeyi tekerler durursunuz) Türk-Kürt meselesi gibi, çeker çeker durursunuz. Bu kadar karışık kelamdan sonra bana sorarsanız, kimliklerin kısır döngüsünden çıkıp, doğalın, eşyanın yapısına bakmalı, eşcinsele özgü, ona mücadelesinde yarar getirecek ve yardım edecek, daha başka ve sağlam bir görüş oluşturulmalıdır.

İnsanları, kategorilerin sert ve kabuklaşmış odalarından kurtaralım. (Cem Boyner taktikleri) Önce zemini temizleyelim. Önce, herkes bir serseme dönmeli, temelinden sarsılmalı ortalık. Ütopik düşündüğümü ve hedeflediğimi biliyorum. Tüm bunlar için, bu söylediklerimin içini dolduracak kadar donanımlı olmadığımı da biliyorum. Cevapları başkalarının bilgi ve yaratıcı gücünü kendiminkilere katarak bulmayı özlüyorum.

Kategoriler, insanlar üzerinde anlamsız ayrımlar yaratırlar, ırkçılık gibi. Ayrıldıklarımızdan daha çok ayırmayalım kendimizi ve bizden onları.

“Bir günah işleyip, sonda söyleyeceğimi, belki de hiç söylememem gerekeni söylüyorum: İnsanlar! Kendinizi özgürleştirin. Homoseksüel ve heteroseksüel kimliklerin baskılarından kendinizi kurtarın. Cinsellik, onunla sizin aranızda, biyolojik cinsiyetlerin, cinsel tatminlerin (kar, alış-veriş, hesap-kitap, mal ilişkilerinin) üzerindedir. Onun o, sizin siz olmanızdan kaynaklanan bireysel ve birel / biricik hissediştir. Gelin, doğallığımızı medyaya, kapitalist piyasa değerlerine (romanlarda tarif edilen ilişkilere, şarkılarda anlatılan biçimlere, -bunlar onlar satsın diye insanları öyle-böyle davranmaya güdülendiren maskaralıklardır; ve dahi eşcinsel kalıplar) terk etmeyelim. Elimizden alınanları yeniden ele geçirelim. Bizim olanı, çok düşündüğümüz (rationalise ettiğimiz / bkz. rationalisierung) için yaşıyamıyorsak bari yanlış düşünüp, kendi kendimize yeni hapis duvarları örmeyelim bunun için zahmete değmez, zaten duvarlar etrafımızı çevirmiş durumdalar!”

Gelin, kimlik üzerine, kimlikler üzerine, gerekliliklerinin sorgulanmasına dair birlikte düşünelim.