Lezbiyen İlişkilerde Ataerkil Gücün Üstesinden Gelmek

Söyleşi: Damla Umut Uzun

Sayı: 161, Sayfa: 45-47

Lezbiyen feminist aktivist Giovanna Camertoni, Trento Şiddet Önleme Merkezi’nde danışman olarak çalışmasının yanında İtalya’da çalışmalar yürüten lezbiyen örgüt ArciLesbica üyesidir. 

Camertoni, lezbiyen ilişkide ev içi şiddet konusunda makaleler yayınlamış ve ulusal ve uluslararası birçok seminerde konuşmacı koltuğuna oturmuştur. 2017’de Viyana’da gerçekleştirilen Avrupa Lezbiyen Konferansı’na (ELC 2017) “Lezbiyen ilişkiler: ev içi şiddeti tanımlama ve adlandırma” başlıklı bir bildiri sunmuş ve konferans sırasında Sırbistan’dan feminist aktivist Lepa Mladjenovic ve Almanya’dan feminist lezbiyen aktivist Ulrike Janz ile birlikte “Lezbiyen ilişkilerimizde ataerkil güç ve kontrolün üstesinden gelmek” konulu bir panelde konuşmacı olmuştur.  

·       11-13 Mayıs’ta gerçekleşen Feminist Forum’da “Lezbiyen İlişkilerde Ataerkil Gücün Üstesinden Gelmek” üzerine harika bir konuşma yaptın. Bize en başından anlatabilir misin lezbiyen ilişkide patriarkal kontrol ne anlama geliyor? Lezbiyen olmayan ilişkilerden farklı mı? 

Tarih boyunca erkeklerin önceliklerinin kadınlara zarar verdiği ataerkil bir kültüre batmış şekilde yaşıyoruz. Bu durum yalnızca kültür ve toplumda değil iş yerlerinde, kariyerlerde, kadın ve erkeklerin siyasetteki çeşitli temsilinde kendini gösteriyor. Ayrıca bu ataerkil kültür, bugün bile kadınların erkek partnerleri tarafından çok farklı şekillerde ayrımcılığa ve şiddete maruz kaldıkları ikili ilişkilere de yansıyor. 

Kadınlar, erkek partnerlerine kıyasla ailede eşit bir karar alma gücüne sahip olabilmek için halen mücadele ediyor. Çiftler arasındaki bu tarz dengesizlikler lezbiyen ilişkilerde de görülebiliyor çünkü böyle bir kültürde yaşıyoruz ve ister istemez bunu içselleştiriyoruz. Fakat lezbiyen ilişkilenmedeki bazı özellikler, bir kadının başka bir kadın tarafından uygulanan şiddetten kurtulmasını daha da zorlaştırabilir. Çünkü lezbiyen ilişki, ilişki içinde yaşanan şiddetin şiddet olarak kabul edilmesini engelleyebiliyor.   

Genelde erkek şiddetini konuşuyoruz ama lezbiyenler, geyler veya translar arasındaki şiddetten bahsetmiyor, onu şiddet olarak adlandırmıyoruz. Halen lezbiyenliğimizin kabul görmediği sosyal ortamlarda yaşadığımız için lezbiyen olarak açılma korkusu ve aynı zamanda lezbiyen ilişkideki şiddet mağduru olarak açılma korkusu da bu durumdan kurtulma sürecinde hiç yardımcı olmuyor. Aynı şekilde başkaları tarafından inanılmamak, ciddiye alınmamak, partnerden gelebilecek tehdit veya intikam alma hamleleri de görünürlük sorunu yüzünden bu durumun ortaya çıkmamasında etkili. 

·       Buradaki konuşmanız sırasında “genelde insanlar ev içi şiddetin yalnızca heteroseksüel ilişkilerde meydana geldiğini ve fiziksel şiddet biçiminde yaşandığını düşünüyor” demiştiniz. Peki lezbiyen ilişkilerdeki şiddetin üstesinden gelmek için ne yapılabilir? Ev içi şiddetten kurtulan lezbiyenleri güçlendirmek için gerekli destek mekanizmaları nelerdir? 

Öncelikle şiddet, bir dalaşma veya anlaşmazlıkla karıştırılmadan şiddet olarak adlandırılmalıdır. Sert bir tartışmada bile tarafların birbirlerine karşı eşit güç dengeleri olmalıdır. Şiddet durumunda ise şiddeti uygulayan kişi, partneri üzerinde güç uygulamak ve onun kontrolünü tamamıyla eline almak ister. Şiddete maruz kalan taraf artık eşit hak ve değerde bir insan olarak görülmez; nesneleştirilir ve izni olmadan verilen/ alınan kararları kabul etme durumuna sokulur. Bu da ataerkil ve maskülen zihniyetin içselleştirilmesinin bir sonucudur. Bu tarz modelde bir ilişkiyi benimseyen çiftlerin kültürel vizyonu bir tarafın (kendini erkek rol modeline koyan taraf) üstün pozisyonda diğer tarafın (kendini kadın modeline atfeden taraf) domine edildiği bir ilişkidir. 

Bu model, heteroseksüel ilişkilerde de nadiren bilinçli bir şekilde sorgulanırken lezbiyen ilişkilerde de çokça benimsenmiştir. Çünkü lezbiyenler de eskiden beri ataerkil zihniyetin hakim olduğu bir kültür içinde yaşamışlardır. Bu yüzden bu zihniyeti benimsemeleri bir şekilde anlaşılabilir. O yüzden bu konuyu incelerken ilk olarak atarekil modeli sorgulayarak işe başlamalıyız. Benim için LGBTİ aktivizmi de bu deme: toplum ve kültürdeki aynı zamanda kadınların kadınlarla olan ilişkilerindeki ataerkiyi de ortadan kaldırmak. 

*Lezbiyen ilişkideki güç ilişkilerine dair LGBTİ örgütlerinin sorumlulukları nelerdir? 

            LGBTİ örgütlerinin lezbiyen (veya gey) şiddeti konusunda açıkça konuşabilmeleri çok önemli. Bu durum LGBTİleri kriminalize etmeye çalışan kişiler tarafından kötüye kullanılmasın korkusuyla bu konu hakkında genelde konuşmuyoruz. Bu yüzden her tür ( fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik vb) şiddeti adlandırmak ve ev içi şiddetin toplumda yaygın olarak bilinen şekliyle yalnızca heteroseksüel ilişkideki kadınların değil lezbiyen ilişkideki kadınların da etkilendiği bir durum olduğu algısını oluşturmak LGBTİ örgütlerinin sorumluluğudur. 

            LGBTİ örgütlerinin şiddet önleme merkezleri ile, şiddet mağduru kadın sığınakları ve benzer merkez ve mekanizmalar ile bağlantı kurması çok önemlidir. Bu tarz mekanizmaların bilinirliğinin yaygınlaşmasıyla topluma da doğru mesaj verilecektir. 

            Fakat her şeyden önce bilinmelidir ki şiddetin en büyük sorumlusu şiddeti uygulayandır, şiddete maruz kalan değil. İstirmarcı davranışların hiçbir açıklaması ve meşruluğu yoktur. 

*Bugüne kadar alandaki deneyimlerinize dayanarak aktivist gruplara şiddeti adlandırma ve şiddete maruz kalan kişiyi destekleme konusunda neler önerirsiniz?  

            Şiddete uğrayan kişiye inanılması ve   beyanının sorgulanmaması en önemlisi. İkinci olarak da demin de söylediğim gibi   bu duruma maruz kalmasının kesinlikle kendisinin suçu olmadığına ve şiddetin hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağına da kişiyi inandırmak gerekiyor. Sonrasında kadının profesyonel kişi ve kurumlardan yardım alarak korunduğundan emin olmalıyız.