İki çıplak bir hamama yakışır

Seyhan Arman

Say: 158, Sayfa: 55-56

Yıllarca düşünsem bir kedi ile yaşayacağım aklıma gelmezdi. Köpek istiyordum ama küçük köpek değil de büyük köpekleri sevdiğim ve apartmanda yaşadığım için mümkün değildi. Danua cinsini ciddi ciddi düşünüyordum bir ara ve bir arkadaşım "Manyak mısın? Danua için Taksim parkı bile küçük" dediğinde imkânsız olduğunu anladım. Sonra Rotweiller falan derken bir türlü olamadı. İlk kedimiz ile ev arkadaşım İran cinsi bir kediyi para karşılığı satın alınca tanıştık. Cinsi itibari ile hiç bizle muhatap olmayan; aşısı, bakımı vs çok pahalı olan bir kediydi. Benim o zamanki kafalar "Ay böyle kedi mi olur? Kucağıma gelmeyecekse, sevmeyeceksem niye besleyeyim ki" minvalinde olduğu için anlaşmamız uzun sürdü. 

Neyse ben galip geldim ve kedi öfleye püfleye de olsa kucağımda en azından ben tamam diyene kadar kalmaya alışmıştı. Neyse aramız düzeldi ama ev arkadaşımın "cehaletinden" dolayı doğum aşamasında öldü kedi. Hem ben kediler hakkında hiçbir şey bilmediğim için, hem de ev arkadaşımın kedisi diye düşündüğüm için hamile kaldığında araştırmak, acaba ne yapmak gerek diye aklıma bile gelmedi. Bir gece uyurken kedi ilk defa yatak odama gelip miyavlayarak beni uyandırdı, önce biraz oynadım falan sonra bir sorun var galiba diye ev arkadaşımı uyandırdım. Çünkü kedi derin derin nefes alıyor ama sonra hiçbir şey olmamış gibi kendisini yalıyordu. Ev arkadaşımın da eski ev arkadaşı uzun süre kedi sahibi olduğu için ev arkadaşımın "normal" karşılamasına inandım ve biraz o durumla dalga geçtikten sonra uyudum. Hatta ev arkadaşıma uyuma başında bekle bir şey falan olmasın dedim ve erkenden işim olduğu için uyudum. Sonra iş yerindeyken haber aldım veterinere götürmüş ev arkadaşım. Bebeklerinden birisi ölü doğmuş, diğerinin yarısı içindeymiş falan. 

Sonuçta veteriner kedinin öldüğünü söyledi. Ama na’şını arkadaşıma vermemiş. Ya kötü bakıldığını düşündüğü için ya da dengesiz olduğu için kediye ulaşamadık. Ev arkadaşım tekrar kedi almak istedi ama izin vermedim. Sonra bir gün bir sokak kedisi önce apartmanı sonra da evimizi gasp edince "peki madem" dedik ve eve aldık. Çok oyuncu, çok zeki ve tam "istediğim gibi" bir kediydi. Bir süre sonra dışarı çıkmak istemeye başladı ve ben de zaten sokak kedisi, özgürlüğü tattı gidip gezsin diye düşünüp izin verdim. Tabii bir süre sonra sokakta kalmak daha hoşuna gitti eve geç geldi. Bir iki kere kavga ettik. Evet cidden kavga ettik "Yeter artık, ya dışarısı ya içerisi seç birisini" dedim yüksek tonda:) 

Sonra bir kere daha gitti ve günlerce gelmeyip binbir perişan şekilde eve döndüğünde "Bak bu son ya içerisi ya dışarısı" diye net bir tavırla konuştum. Tabii bu bir süre ısınıp karnı doyunca yine gitmek istedi. İzin vermedim ama çok miyavladı bağırdı falan ben de artık "Yeter be bu evden gidersen bir daha gelemezsin" dedim ama o yine de gitmek isteyince "Ay defoool" diye şarladım ve gidiş o gidiş. Sonra sokakta karşılaştık tekrar ama beni tanımadı bile:( 

Ve şimdi asıl hikaye "Kedi" ile olan aşkımız. Ben bu tesadüfen tanıştığım iki kediden sonra kedi mi sahiplensem diye düşündüm bir süre ve kesinlikle sokak kedisi olması şartı ile bakınmaya başladım. O arada bir makalede siyah kedilerin öteki sayıldığını ve sahiplenilmediğini okuyunca siyah ve sokak kedisi şartı ile kedi aradığımı duyurdum çevreme. Uzun süre bekledikten sonra bir dansçı arkadaşımın kedisi doğum yapmış ve siyah kedi kalmıştı. Bir süre annesini emdi falan sonra gittim tanıştım ürkek kedi ile. Aldım eve geldik. Bir süre sonra gayet akıllı ve oyuncu bir kedi olduğu çıktı ortaya. 1.5 yıla yakın süredir de beraberiz kendisi ile. İşten geliyorum kapıda bekliyor mutlaka. Mutfakta, tuvalette her yerde yanımda. Önceden önünde soyunmuyordum ama şimdi duşa girdiğimde bile banyoda. E tabii alıştık birbirimize. Ben uyurken odama geliyor ama yanımdan kaçıyor nedense. Sonra uyanmama yakın bakıyorum boynumda kolumda uyuyor. Yanıma gelir gelmez mırrrrlıyor zaten. Bir de çok ısırıp tırmalıyordu ama bir iki kere yüzüne üfleyip "Yeteeeerrr" dedikten sonra anladı sanırım. Artık tırmalamıyor. Isırmayı azalttı ama oyun zannettiği için küçük küçük ısırıyor. Tabii benim sahibim olmadığını anladı bence. Kediler öyle zannedermiş ya o açıdan diyorum. Ay bir de aldığım kedi evi ve tırmalama tahtası yerine koltukları tırmalıyor. Ve sandalyeleri. Neyse sandalyeleri evden gönderdim yeni koltuk almaktan da vazgeçtim. "Kedi" ile mutluyuz. Yani umarım o da mutludur. 2 kere yanlışlıkla pencereden (1.kat) düştü ve sokakta duramadan bir arabanın altına saklandı. Hatta ikincisinde arabanın altından çıkartana kadar saatler geçti. Kaç kere eve geri çıktım, sinirlendim yanıma gelmiyor diye ama dayanamadım geri inip zorla çıkarttım oradan. Yani sokağa alışkın olmadığı için sokakta yaşayamaz. E benden başka ev arkadaşı tanımadığına göre de hayatından memnundur bence. Kediden anlayan, daha "normal" birilerini tanısa benden kaçabilirdi belki de şu an memnun görünüyor. Elmira (Elmayra) gibi sevmemi normal zannediyor kesin. 

Bak sorayım: 
-Kediiiii  
-Mırrrrrrr

-Fıtııı napıyon kız? 
-kdjdkxkdkdjdl (ilginç bir ses)

-Seviyor musun beni? Mutlu musun beraberliğimizden?
-(yüzüme baktı bön bön sonra patisiyle pat diye bacağıma vurup kaçtı) 
Sonuç: iki çıplak bir hamama yakışır 
????????????????