Bobi ile yaşamaya başlamak!

Umut Güner

Sayı: 158, Sayfa: 53-54

Bobi’nin annesi ve babasının çiftleşmesine bir vesile ile sebep olduktan sonra doğacak yavruları dağıtma sorumluğunu üstlenmiştim. Bir köpekle birlikte yaşamadan önce yukarıdaki cümle yazdığım kadar üzerinde düşünmediğim bir cümle idi. Hayvanlarla birlikte yaşama deneyimi olmayan insanlar için de bir köpekle yaşamak, bir hayatı paylaşmak kişisel bir hobi ve yapmak istediğin on şey arasından sıraların başında romantik bir talep gibi kalması da bu yüzden.

Bobi hayatımıza girdiğinde, hayatında hiçbir şeyi mektepli yapmamayı tercih eden biri olarak, eğitim şart diyerek ilk önce köpek eğitmenlerini araştırdım, tabii ki her dönem olduğu gibi parasız olduğum için doğal olarak eğitmen seçeneğimiz kendiliğinden imkansızlaşırken, “döverek eğitiyorlar” tadında birkaç cümle duyduktan sonra tamamen vazgeçtim. El kadar bebeği hiç tanımadığım bir insana güvenerek nasıl teslim edeceğim ve sonrasında o el kadar yavru ile aramızda bir güven ilişkisi kurmaya çalışacağım. Doğal olarak eğitmenden vazgeçip, köpek eğitim kitapları almaya karar verdim. O dönem piyasada olan 4-5 köpek eğitim kitabını aldım.

Kitapaları okumaya başladığımda her birini teker teker bıraktım. Kitap sadece bobiyi değil benim de eğitilmemi salık veriyordu. “sesiniz titremesin”, “ondan korktuğunuzu belli etmeyin”, “net olun”, “ona acımayın”, “ödülü hak ettiğini öğrenmesi lazım”, “kimin patron olduğunu bilmesi lazım”, “rol ve sorumlulukların ayrışması ve netleşmesi lazım” gibi küçük bir lubunken bana hep bir üst perdeden söylenen daha çok “erkek” olmam gerektiği yönündeki telkin, tehditlerin hepsi tekrarlanıyordu! Aslında köpek eğitimi denilen şey, köpeğin itaaat ettiği kimin daha “erk”ek olduğunun netleşmesinden başka bir şey değildi. Mesele sadece Bobi’nin öğrenmesi değil benim de öğrenmemdi. Yıllarca o kadar erkek olmayı başaramamış biri olarak, Bobi’ye karşı bunu yapabilmem zaten imkansızdı. Aşırı derece rahatsız olarak kitapları bıraktım. Hatta Bobi’yle öyle eşit öyle özgür bir ilişki kuracağım ki yıllar sonra bunun kitabını yazacağım diye o dönem bir ara gaza bile geldim.

Bu arada Bobi’yle yaşamaya başladığımız yıllarda ben öyle adlandırmasam da “köpek beslemenin” hiç feminist hiç lubunya işi olmadığına, “kedi beslemenin” lubunya ve feminist olduğuna dair aslında benim içime kaçmış kocaman bir “erkek” olduğuna ilişkin birkaç laf da işittim. Yani bir köpekle yaşamak için hem köpek eğitmenleri hem de feminist bazı arkadaşlarım için benim mutlaka olduğumdan daha fazla erkek olmak gerekiyordu ya da köpekle yaşıyor olmam zaten erkekliğimi performe ettiğim bir alandı.

Tabii Bobi’yle yaşarken yeteri kadar erkek olmadığım, Bobi’nin beni dinlemiyor olmasından kaynaklı inanılmaz rahatsız olduğum, mutsuz olduğum yıllar geçti. Özellikle ilk üç sene… işten eve gittiğimde sürekli bir kötü süprizle karşılaşacağımı biliyordum. Mutlaka Bobi bir köpeğin yapmaması gereken 3 yanlışı yapmış olacaktı. Bu yüzden bazen işten çıkıp eve gitmek istemiyordum. Çünkü evde daha yorucu bir mesai başlıyor olacaktı. Kitaplığın hangi rafına kadar kitap konulmayacak, sehpa üzerinde duracak biblolardan, koltuktaki kırlentlere kadar her şeye Bobi karar veriyordu ve biz uymak zorunda kalıyorduk. Tabii bazı işlevsel önerileri oluyordu… Fazla eşyalardan kurtulmak, toz almanın kolaylaşması gibi en sevdiğim kanepeyi yüzlendirmek gibi bana rağmen aldığı kararlardan bir o kadar mutsuz olduğum zamanlar da olmadı değil.

Bu bıkkınlık dönemlerinde bütün kararlarımı gözden geçirdim ancak Bobi’yle bir arada yaşama noktasında “acaba” demedim. Ne olursa olsun biz birlikte yaşamak zorundaydık. Bu süreçte, AKUT ekiplerinde köpeklerin yer aldığı, köpeklerin her hafta Cuma akşamdan Pazar akşamına kadar eğitime götürüldüğü ve vatana millete hayırlı evlatlar olabildiklerini öğrencince Bobi’nin de artık çalışması gerektiğine karar verdim ve o ekipten bir arkadaşımı bize davet ettim. Bobi’yle tanışması ve o ekibe alıp alınamayacağına karar vermesi için. Arkadaşım geldi, Bobi’yle bizim ilişkimizi gözlemledi. Ve benim yarım günde Bobi’den 16 farklı komut aldığımı, Bobi’nin beni çok iyi eğittiğine yönelik bir tespit yaptı. Evet Bobi’yle ilişkimizde ben leb demeden leblebiyi anlayan bir canlıya dönüşmüştüm. Bobi’ye tek bir “komut” öğretememişken Bobi’den 16 komut alan bir canlıya dönüşmüşüm. Eminim Bobi için benim eğitim sürecim yorucu ve sıkıcı olmuştur. Ve eminim ki şimdiye kadar beni eğitmek isteyen canlılar içinde en başarılısı ve eşit ilişki kuran kişi Bobi olmuştur.

Bobi’yle tanışmak isteyenler için minnak bir tavsiyeler listesi!

Bobi sevdiği yiyeceklerin adını bilir. Bu kelimeleri onun yanında telaffuz edemezsiniz. Ettiğiniz an onu vermek zorundasınız.

O mama dışında her şeyi yiyebilir ama özellikle sevdiği belli başlı yiyecekleri sizin tek başınıza yemenize asla izin vermez. Bobi’nin sizinle beraber yiyeceğini, her türlü şaklabanlığı yapacağını, sevimlilik kozu işe yaramadığı zaman hırçınlaşabileceğini hep akılda tutun!

Eve son gelen her daim Bobi için “en zayıf halkadır” bu yüzden 11 senede geliştirdiği bütün zor kullanma, zorbalık yöntemlerini sırayla size uygulayacaktır. Bir kere yenilgiyi kabul ederseniz hep yenilirsiniz!

Siz geldiğinizde çok mutlu olduğu izlenimini verir! Bu size özel bir tavır değil! Herkese yapar. Ve emin olun siz gittikten sonra derin bir nefes alacaktır.

Bobi’ye bir kere rüşvet verdiniz mi hep verirsiniz ve sizin rüşvet sponsorunuz biz olmak zorunda değiliz!

Bobi buzdolabının karşısına geçip oturduğu veyahut kapağını açıp beklediği zaman bu sizden süt istiyor demektir!

Suyu bittiği zaman tabağına pati atar! Üçüncü pati sesine kadar harekete geçmeniz lazım. Yoksa tabağını kırar!

Elma, armut, erik, kavun, karpuz , ayva en sevdiği meyvelerdendir.

Evde çikolata yemiyoruz. Yersek azıcık ucundan vermek zorundayız!

Çekirdek çitlediğinizde bir tane Bobi’ye bir tane kendinize çitlemek zorundasınız! Öbür  türlü zorbalığa maruz kalırsınız.

Lahana turşusu ve salatalık turşusu, tarhana çorbası, sarımsaklı yoğurt, kuru naneli yemekleri çok severiz. Bunlardan sizinle beraber mutlaka tatması lazım.

Süt içtiği tabak, su içtiği tabak, yemek yediği tabaklar ayrıdır! Özen bekler.

Bobi’nin yanında örgü ipinizi saklamak zorundasınız! Örgü ipini aldığı an mahveder.

Tuvaletin kapılarını ve klozet kapaklarını her daim kapatmak zorundayız. Oradan bazen su içip sizi öpmek isteyebilir!

Sizi evde geçirdiğiniz zaman içinde mutlaka öpecektir. Bu konuda fazlaca tacizkâr olabilir.

Çantanızı açık bırakmayın ve mümkünse askıya asın.

Sigara paketleriniz, çakmaklarınız sizden şantajla ödül almanın en kolay yoludur. Sigaranıza, çakmanığıza mutlaka sahip çıkın.

Mutfak kapısının önüne gittiğinde, bana kapıyı aç ben balkona çıkacağım anlamına gelir!

Salondaki kanapelerden dışarı bakmak istediğinde perdeyi açmanız lazım.

İkili yakınlaşmalara karşıdır. Onun yanında öpüşemezseniz, sevişemezsiniz!

Kalabalık geldiniz ise mutlaka birini daha çok sevecektir.

Ağzından oyuncak almaya çalışmayın! Isırabilir ya da öpmeye başlayabilir.

Ağzında oyuncak varken öpmez, ısırmaz ama oyuncağı attığı an her şey değişebilir.

Gidip tasmasına baktığı an onu dışarı çıkarmak zorundasınız! Bu onun size yaptığı bir iyiliktir! Kıymetini bilin.

Sokakta her hangi bir köpekle karşılaştığınız an, sizin kucağınıza çıkmak isteyecektir. Ve kucağınıza çıktığı an diğer köpeklere havlayacaktır!

Evdeki herkes ama özellikle bazıları ile arasında özel bir ilişki vardır. Bu ilişkide sizi tehdit olarak görmemesi için bazen Bobi’nin aşık olduğu idöllerinden uzak durmak dışında bir çare yoktur.

Şimdiye kadar hep bizi ısırdı ama herkesi ısırmakla tehdit etti.

Eve aldığınız bütün elektronik aletlerle Bobi’yi tanıştırmak ve onun yalamasına izin vermek zorundasınız. Öbür türlü en yakın zamanda o cihazı mahveder.