Margarita ile Sohbet

Hilal Demir

Say: 158, Sayfa: 52

Margarita ve ben küçük bir söyleşi yaptık türcülük sayısı için, ben ona sorular sordum o da cevapladı. Tabi cevapları ben yazıyorum bu da insan merkezci bir söyleşi olarak algılanması riskini taşıyor yine de 10 yıldır birlikte yaşıyoruz ve Margarita’nın nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını sık sık “konuşuyoruz”. Bu vesileyle Margarita’nın size söyleyecekleri var J

Söyleşiye geçmeden önce Margarita hakkında birazcık bilgi veriyim: Margarita ya da yakın arkadaşlarının söylediği biçimde Rita, bir chihuahua, dişi, 2.7 kilo. 4 Temmuz 2007 doğumlu. Neredeyse 10 insan yaşında. İspanya doğumlu. Pasaportu var. Bu süre boyunca hep birlikteydik. M., ben ve Rita birlikte yaşıyoruz.

-         Rita?

-         Evet?

-         Bugün seninle seni konuşmak istiyorum.

-         Neden?

-         Kaos GL türcülük sayısı çıkarıyormuş, onun için belki sen de bir şeyler söylemek istersin diye düşündüm. Olur mu?

-         Sonra yemek yicez mi?

-         Daha az önce yedin ya?!

-         O atıştırmalık değil miydi?

-         Kilo alınca bacakların ağrıyor biliyorsun…

-         Evet, o kazadan sonra sağ bacağım biraz ağrıyor ama önemli değil.

-         Biliyorum, yemek yeme kısmını sonra konuşuruz. Bişi sorcam.. İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyor musun? Ne kadar da küçüktün.. Avucumun içinde durabiliyordun…

-         Evet ama büyük bir kişiliğim var bence.

-         Orası doğru..   Ama korkuyordun çok.

-         Güven sorunlarım olduğunu biliyorsun. Bazı insanlar ve hayvanlardan pek iyi muamele görmedim ama bu konuyu konuşmak istemiyorum. Bence yemek yiyelim..

-         J Güvenmek için biraz zaman geçirmen gerektiğini biliyorum. Bi de sen boy olarak küçüksün diye sana herkes dokunmak istiyor, kucağına almak istiyor, bundan hoşlanmıyorsun sanırım.

-         Aslında ilgi görmekten hoşlanıyorum ama tanımadığım insanların benden izin almadan bana dokunmaya çalışmasını anlamıyorum. Ve korkuyorum.

-         Evet, ben de dokunmasınlar diye binbir mazeret uyduruyorum kaba olmamak için. Sonuçta narin bir köpeksin..

-         Şu sıralar en çok seni ne korkutuyor?

-         İstanbul! Bu yaşadığımız yerde hiç toprak yok, çim yok, çok kalabalık, insanlar yürürken bana basıcaklar diye çok korkuyorum. Trafik ve gürültü çok.. Biliyosun ben çok iyi duyarım. Arabalardan çok kötü koku geliyor. Burda kendimi çok stresli buluyorum, ama yanımda siz varsanız yine de güzel. Biliyosun sizden uzakta olmak istemiyorum, bi de siz ayrı ayrı olunca da eksik hissediyorum.

-         İstanbul konusunda çok haklısın, ben de aynı hissediyorum. Bizim İspanya’daki köydeki evde daha rahat ve özgürsün. Farkı görebiliyorum.

-         Evet ama İstanbulda insan arkadaşlar daha çok, onları görünce de çok seviniyorum. Ofiste seninle olmayı seviyorum.

-         Bi de gelenlere kapıyı açabilsen süper olacak valla!

-         İstanbul’da çok yürüyemiyoruz ya onu sevmiyorum ama..

-         Haklısın. Kalabalık beni de yoruyor ve güçlü hissetmediğimde seni koruyamayacağım diye bazen çıkmamak daha kolay geliyor. Ama senin herşeye rağmen dışarıyı sevdiğini biliyorum.

-         Kışın hariç!

-         Maçka parkına bazen gidiyoduk ama orada rahat değilsin sanırım.

-         Offf, o park çok güzel ama benim için çok stresli bir yer. Bu sefer insanlar değil de diğer köpekler beni çok yoruyor. Çünkü orda kapalı köpek parkı olmasına rağmen oranın dışında da köpekler var ve üstüme koştuklarında çok korkuyorum. Biliyosun kuzenime başka bir köpek saldırmıştı ben de yanındayken ve sonra çok korktum. Bazıları, küçüğüz diye bizi av olarak mı görüyorlar anlamıyorum. Ama sorunum onlar da değil, insan arkadaşlarının ısrarı. Sevmediğimi göstermeme rağmen ısrar ediyorlar. Kabul ediyorum, ben de sinirleniyorum ve bağırıyorum çünkü bu konuda ısrarı sevmiyorum. Çekilsinler istiyorum. Ama anlamıyorlar. En yakın arkadaşım böyle öldü.

-         Evet, hepimiz çok üzüldük. Ve ben de o insanlara çok kızıyorum artık seni böyle korkuttukları için. Köpek arkadaşlarını seninle arkadaş olmaya zorlamamalılar. Zor konu… Bi de sevdiğin bişiler söyle…

-         Hmmm… Mesela yemek yemeyi, üstünde uyumayı, battaniyelerimi, seninle oyun oynamayı, akşamları hep birlikte koltukta olmayı, koltukta uyurken su istediğimde getirmeni seviyorum. Ama suyun içine koyduğun ne ise onu sevmiyorum.

-         O diş etlerindeki sorunun büyümemesi için koyduğumuz bi ilaç. Ama şimdi o konuyu çözdüğümüze göre normal su içebilirsin.

-         Ay evet, nihayet!

-         Hiç bi şeyden öyle uzun uzun şikayet etmiyosun ya, ben de öğrenebilsem keşke öyle olmayı. Yemek yiyelim mi?

-         Heyyooo!!!

-         Sen bir kara deliksin valla Rita! Nereye gidiyor onca yediğin anlamıyorum!

Hilal Demir

10.12.2017