“Beden bütünlüğümüze müdahale edemezsiniz”

Söyleşi: Demhat Aksoy

Sayı: 157, Sayfa: 49,50

Şerife bir interseks olarak yaşadıklarını, Türkiye’deki interseks hareketini ve LGBT hareketi ile ilişkilerini interseks dosyamız için anlattı. 

Merhaba Şerife, öncelikle seni tanıyabilir miyiz?

1973 Sinop Boyabat’ta bir köyde doğdum. Çok küçük yaşta köyde benim interseks durumumu bildikleri için hep alay edilirdi. Bundan dolayı ilkokula gönderilmedim. Kürt olduğum için Türkçe de bilmezdim buna rağmen 8-9 yaşlarında okuma yazmayı ve Türkçeyi kendi imkanlarımla, köy çocuklarının yardımıyla öğrendim. 9 yaşından 17 yaşıma kadar ailem tarafından tuğla fabrikasından çalıştırıldım. 17 yaşımda İstanbul’a akrabalarımın yanına geldim. İki büyük firmada satış destek elemanı ve süpervizör olarak 19 yıl çalıştım emekli oldum ve Ege’ye taşındım. Hayatımı burada sürdürüyorum. Anlatılacak o kadar acı var ki bu yaşanmış yıllarda, ama Orhan Veli’nin de dediği gibi “Ne lüzum var hepsini anlatmaya”. 

Türkiye’deki interseks hareketi değerlendirmesinden başlayalım mı? Sence Türkiye’deki interseks örgütlenmesi nerede, nasıl gidiyor?

İnterseks LGBTİ+ içinde zincirin en zor halkasını oluşturuyor görünürlük ve kendini ifade etme bağlamında. Henüz tam bir örgütlenme sağlanmamasına rağmen çok ciddi başarılar gerçekleştirdi. Son dört yıl içinde yurt içi ve yurt dışında sayısız etkinlik, panel, sunum, televizyon, radyo ve basında kendimiz yer bulup kendimizi ‘İnterseksler vardır’ şiarıyla ifade ettik. Yeterli mi? Hayır değil. İnterseks aktivizmi daha da güçlenip çoğalıp ciddi beden ihlallerine karşı mücadele vermeli. Çekirdek bir dayanışma gücümüz var, kendini bu yola adamış arkadaşlarla mücadeleye devam ediyoruz, edeceğiz. 

Türkiye’deki interseks hareketinin uluslararası interseks hareketleriyle bağlantısı var mı? Varsa bu nasıl ilerliyor?

Avrupa’daki interseks dostlarımızı takip etmek bizleri biraz daha motive ediyor. 2016 yılında bizi Fransa’da film festivaline davet ettiler, 5 interseks arkadaşımızla beraber yaptığımız 30 dakikalık belgesel niteliğindeki film ile katıldık. Çok ilgi uyandırdı. Yüksek maliyetlerle yapılan pek çok belgeselden daha fazla ilgi gördü. 12 gün süreyle çok yoğun bir aktivizm çalışmamız oldu. Katıldığımız televizyon, radyo, basın, panel, film sunumu vs. bizler için bir milat ve onurdu. Türkiye’de vermekte olduğumuz mücadelenin farklı ülkelere ulaşması bizim izole edilmiş gerçeğimizle kıyaslanırsa bu bizim için büyük bir başarıydı. Avrupa’daki interseks dostlarımız bizi sürekli ekinliklere davet ediyor ama bürokratik engeller ve bazı iletişim sorunları nedeniyle katılamıyoruz. 

LGBTİ+ hareketinin interseks hareketi ile ortaklaştığı alanlar nelerdir?

Bizleri var eden; LGBT+ hareketinin “İ”yi de eklemesiydi. Bu, bizleri sessizlerin sesi yaptı. Başta bilgi bağlamında çaresiz kalan ailelerin bizlere ulaşma, bilgi edinme şansı oldu. Beden bütünlüğüne yapılan her “düzeltme, topluma uyarlama” bizleri sakatlayan, hayatımızı karartan operasyonlara karşı “yaptığınız yanlış, beden bütünlüğümüze müdahale edemezsiniz” deme fırsatımız oldu. 

LGBTİ+ hareketindeki interseks görünürlüğüyle ilgili düşüncelerin nelerdir?

İntersekslerin en büyük sorunu görünürlük. Bunu çözmek, anlamak için geçmişe inmek gerekir. İlk doğduğun andan başlayarak aile, durumunu herkesten saklar. Sonra sen kendini bilecek yaşa gelince bu saklanma sana da aşılanır. Bilinçaltında yer edinir. Sen kendini yaşayamazsın, sana bahşedilen cinsiyete ayak uydurmak zorundasın deniliyor. Bireyin asla kendi iradesiyle yaşama şansı yok. Kırılgan bir yapım var. Bazen, an gelir “yeter artık, ben buyum ve kendimden memnunum” dersin. Çıkar, kendi adına ve kendini ifade edemeyen insanlar adına da konuşur ve savunursun. Bu fazla uzun sürmez, hemen kendi kabuğuna çekilmek istersin. Yani salyangoz gibi yağmur sonrası görünür sonra kabuğuna çekilirsin. İşte LGBTİ+ hareketi burada bizlerin o cesaret anını diri tutmalı, bizleri teşvik etmeli ve hareket alanımızı genişletmeli. Yüzbinlerce gizli ve mutsuz yaşayan intersekslerin dili olmak isteyen birkaç insanın sayısını artırmalı ve destek olmalı. 

İntersekslerin trans hareketiyle kesiştiği, birleştiği ve ayrıştığı noktalar nelerdir?

Esasen translar toplumda en çok kıyaslandığımız kesimdir. Bizi bilmeyenler, bizimle ilgili görsel bir yorum yapacağı zaman; trans olarak değerlendiriyor. Ayrıştığımız konular hakkında pek bir yorumum olmayacak. Gerçek şu ki; biz intersekslerin tüm LGBT+ kesimleriyle örtüştüğü nokta, uğradıkları haksızlık, adaletsizlik, ötekileştirme ve şiddet aynı. Bir potanın içindeyiz, farklılıklar olsa da uğradığımız haksızlıklar hep aynı. 

Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Son olarak bir örnek vermek isterim; filler çok küçük yaşta bir çukura veya bir ağaca bağlanır. Siyah giyinmiş insanlar tarafından uzun bir zaman işkence görürler, korkutulur ve sindirilirler. İradesi yok sayılır. Sonra aynı insanlar gidip beyaz kıyafetler giyer ve onun kurtarıcısıymış gibi onu kurtarır ve merhamet sergiler. Böylece filler kurtarıcılarına bir ömür biat eder ve yok edilmiş güçlü bedenleriyle; sadece emirlere uyan, köle gibi kullanılan bir hale dönüşür. Bizler de özelikle Anadolu ve Kürdistan’da bu uygulamaya maruz bırakılıyoruz. Hipokrat yemini bir kenara atılır ve toplumsal ahlak yasaları devreye girer. Seni neşteriyle şekillendirir ve cinsellik isteğini yok eder. İnterseksler, fil misalidir. Siyah beyaz giyen “kurtarıcılar” ve toplumun pembe mavi hesabı aynıdır. İkili sisteme maruz bırakılmıştır. Oysa ben hem erkek hem de dişiyim.