İnterseks Konuşmalar

Ege Lucius

Sayı: 157, Sayfa: 55

Bence herkesin vücudu ve psikolojisi farklı ama ben sırf böyle düşündüğüm için kimsenin bacaklarının arasında neyi olduğunu merak etmiyorum ya da iç dünyalarını kurcalamak için sorular sormuyorum.  

İnterseks bir birey olduğumu fark etmemle bunun açılımını yapmam arasında yaklaşık 4 sene kadar bir zaman farkı vardı. İlk önce yakınlarıma söylemiştim sonrasında da "İnterseks Konuşmalar" isimli yazımı yayınlayınca da okuyan insanlar kendi deneyimlerimi aktardığım için bu da bir nevi açılımdı.  

Söylemem gerekiyor ki normalde çok çabuk etkilenebilen biri değilim ama küçük şeyler beni mutlu eder. Mesela yıllardır yazdığım onlarca yazıdan sadece birkaçını bir elimin parmağından az kişiye okuttuktan sonra bir arkadaşım sayesinde bir yazımı paylaştım. Nobel almadım evet ama Facebook’tan ve e-mail’den yazımla ilgili gelen mesajların (büyük bir çoğunluğu) bana nobelden falan daha iyi hissettirdi.  

İyi kısmı anlattım bir de kötü kısmı da var.  

Bir arkadaşımla bu yazı ve benim interseks hakkında konuşurken bir doktor (bizimle aynı etkinlikteydi) yanımıza geldi ve birkaç soru sorabilir miyim diye sordu. Dalgınlığıma geldi, interseks olmanın psikolojik ve toplumsal tarafıyla ilgili sorular sorar diye düşünüp evet dedim.  

İlk başta bana interseksin ne olduğunu anlatmaya başladı. Normatif olarak (iki cinsel organın da olması gerektiğini(!) vs). Sonrasında ise iç çamaşırım için neler olduğunu sordu ve sonrasında nasıl regl olduğumu kanın nereden geldiğini ve rahmimin olup olmadığını. Kişisel alanımı tanımadığım birine açmadan elimden geldiğince açıklamaya çalıştım (elimden geldiğince çünkü ben de herkes gibi sıradan biriyim doktor ya da bilim insanı değilim, vücudumla ilgili olan bilgim ortalama bir insanla aynı. Dış görünüşümü yaşadığım dönemleri biliyorum gerisi ise benim için gizem. Genelden "farklı" olmam bana vücudum hakkında bilgi sahibi olma sorumluluğunu vermiyor) sonra birden mükemmel aşırı naif "endişe" cümlesi(!) geldi; "Sağlıklı bir şey olduğuna emin misin?" Zorunda olmadığım halde kibarca üç kere bilgili bir doktora(!) bildiğim kadarıyla durumu açıkladım ve her seferinde basma kalıp bir "ee ama bize öbür türlü öğrettiler" cevabını aldım. O an aşırı sinirlendim.  

Düşünün, göz rengi neden oluşur neden böyledir anlamıyorsunuz aklınızda sadece belli kodlar var ve herkesin gözleri ya yeşil ya da kahverengi ama sizinki ela. Gözlerinizin ela olduğunu bilen herkes size sürekli gözlerinizin sağlıklı olup olmadığını, bir işlevi var mı ya da neden ela olduğunu soruyor. Ve sizin bildiğiniz şey bunun belli genetik nedenleri olduğunu ve diğer göz renklerinden sağlıksız olmadığı. Bunu açıklamanıza rağmen insanlar sürekli olarak bunu size soruyor. İşte benim hissettiğim şey bu. İnsanlar ilerde biyolojik çocuğa sahip olma yetimi bile soruyor bazen. Bunu ben bile bilmiyorum. Bunu ben bile merak etmiyorum.  

İnsanlar bazen bizi "denek", "gizemli bir şey" veya "yeni bir tür" olarak görebiliyor ve bu inanın bana aşırı can sıkıcı bir durum. "Ama hiç görmedim merak ediyorum" tarzı cümleler de var tabi. Ben bunlara sinirleniyorum. Bence herkesin vücudu ve psikolojisi farklı ama ben sırf böyle düşündüğüm için kimsenin bacaklarının arasında neyi olduğunu merak etmiyorum ya da iç dünyalarını kurcalamak için sorular sormuyorum. Kısaca kimsenin alanına müdahale etmiyorum ve açıkçası insanlardan da bunu bekliyorum.  

İşte bunlar da yazıyı paylaştığımdan beri başıma gelen kötü şeyler. Ama iyi ki o yazıyı yazmışım. Çünkü başıma gelen kötü deneyimler o mesajların yanında toz tanesi kadar gözüküyor.  

Bir klişe ile bitirmek istiyorum sözümü. Şu "Bir ben bir Zeki Müren var sanırdım" diye olanın interseks versiyonu. Çünkü interseks bireylerle tanıştım o yazım sayesinde. Ve interseks kimliğime ve aktivizmime daha da sıkı sahiplendim.