LGBTİ’leri sokakta yalnızlaştırmamak

Umut Güner

Sayı: 156, Sayfa: 52

 

“Biz hep korkuyorduk! Hep kelle koltukta yaşıyorduk. Şimdi hep beraber korkuyoruz ve hepimiz kelle koltukta yaşıyoruz”.

Ankara’da katliamlar sonrasında hayatın hepimiz için güvencesiz olduğu bir zamanda söylemişti Gani Met. Bu sözü hatırlatarak, 6. Feminist Forum’un açılışını yapan Alev Özkazanç “Translardan öğreneceğiz belki bu koşullarda nasıl yaşayacağımızı” demişti. OHAL döneminde daha fazla bunun üzerine düşünmeye başladım.

Her zaman şunu söylüyoruz zaten: Heteronormaticite dışında kalan bütün varoluşları “LGBTİ+” gibi bir torbanın içine atıp yaşadığımız bütün ayrımcılıkları ve deneyimleri benzeştirmeye çalışmak; hem aramızdaki farklılıkları görünmemesine neden olurken aynı zamanda sorunun öznesini de muğlaklaştırıyor ve bazı öznelerin de ne sorunlar yaşadığına ilişkin bir bakış bir algı geliştirmemize engel oluyor. OHAL öncesinde bütün LGBTİ’lerin Türkiye koşullarında benzer sorunlar yaşadığı alanlar vardı ama ayrıştığı alanlar da vardı. Katliamlar ve sonrasındaki OHAL süreci üzerinden düşündüğümde benim için Türkiye Gani Met’in Türkiye’sinden farklı bir tablo sunabiliyordu.

Kamu çalışanı lezbiyen, gey, biseksüel, translar için OHAL süreci öncesinde mevcut yasaların yarattığı güvencesizliğe ek olarak bir de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nedeniyle maruz kaldıkları “farklı muamele” düzeyinde bile olsa ayrımcılıklar kendiliğinden bir güvencesizlik oluşturuyordu. İnsanlar cinsel yönelimini ve cinsiyet kimliğini rahatlıkla ifade edemiyor. Bu alanda örgütlenemiyor ve sendikal faaliyetlerde bulunamıyordu.

Bu tek başına kamu ile ilgili değil. Aslında sendikal düzeyde de homofobi ve transfobi ile karşılaşmaları an meselesi idi. Son beş senede İstanbul’da ve İzmir’de farklı şubelerde LGBTİ Komisyonları kuruldu ama bu komisyonlar dışında sendikalarda merkezi düzeyde hiçbir adım atılmaması da LGBTİ’ler için sendikayı güvenceli bir alana dönüştürmüyor. Ki bu komisyonların olduğu şubelerde bile LGBTİ sendikacıların görünür olmaya ilişkin ciddi endişeleri devam ediyor olabilir.

SES, TÜMBELSEN, EĞİTİMSEN, KESK’ten yönetim kurulu üyeleri 2014 yılında Kaos GL’nin düzenlediği Ayrımcılık Karşıtı Sempozyum’da merkezi düzeyde LGBTİ çalışmaları başlatacaklarına dahil sözleri verdiler ancak her hangi bir gelişme kaydedilmedi. Bütün bunlar sendikal hareketi LGBTİ çalışanlar için destek alabilecekleri güvenli bir alan olarak tariflemeleri veyahut sendika içinde açık kimlikleriyle örgütlenmelerinin önünde bir engel oluşturuyor.

Türkiye’de heterosekizm karşıtı mücadele kendisine feminizm, insan hakları ve sendikal hareketle ortak mücadele alanları olan bir rota çiziyor. Özellikle insan hakları ve sendikal hareket, LGBTİ’lerin sorunlarını öncelemeyip, gündemlerine alma konusunda her daim başka sorunlara öncelik verdikleri için doğal olarak LGBTİ’ler kendilerini güvende ve örgütlenebilecekleri bir alan olarak sendikal alanı tanımlamıyorlar.

Kıbrıs’ın kuzeyinde KTÖS sendikasının yönetim düzeyinde homofobi ve transfobi karşıtı eylemlikleri ve feminist etkinlikleri nedeniyle sendika içinde cinsiyetçi ve homofobik bir tavırla sendikacıların yönetim dışında bırakılmaları da sendikal hareket içindeki homofobi ve transfobinin sadece LGBTİ sendikacılar için değil aynı zamanda homofobi ve transfobi karşıtı sendikacılar içinde bir tehdit olduğunu gözler önüne seriyor.

Bütün bunların üstüne, OHAL’in yarattığı güvencesizlikler eklendiğinde, şubelerde LGBTİ komisyonlarının kurulmasının verdiği heyecan ve umutta yerine karamsarlığa bırakıyor. OHAL döneminde, LGBTİ’lerin sadece sendikalara değil aynı zamanda LGBTİ örgütlenmelerinden de uzaklaştıkları, içlerine kapandıkları bir döneme girdiğini söyleyebiliriz.

LGBTİ’lerin en büyük kamusal eylemliliklerinden olan Ankara’da 17 Mayıs Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş ve İstanbul’da İstanbul Onur Yürüyüşü’nün OHAL nedeniyle yasaklanması ve bu yasaklanmasını sendikaların dert ediyor olması gerekiyor. Her şeye rağmen sokaktan vazgeçmeyen ve ısrarla örgütlenen LGBTİ aktivistlerini sendikaların da sokakta iktidara karşı artık yalnız bırakmaması gerekiyor!