“Yaşadığımız Haksızlıklar Karşısında Sadece Susmamız İsteniyor”

Söyleşi: Meryem Bacak

Sayı: , Sayfa: 46,47

Javad, İran’daki yaşamından ve Türkiye’ye olan yolculuğundan bahsedebilir misin?

Türkiye’ye gelinceye kadar Tahran’da yaşadım; İranlı Azeri bir aileden geliyorum. Daha önce partnerimle 12 yıl boyunca uluslararası ipek ticareti yaptık; çok mutluydum. Onun vefatıyla 3 yıl süren bir depresyon yaşadım. Kendimi toparlamaya çalışırken 8 yıl önce, geçirdiğim trafik kazasında sağ bacağımı diz altına kadar kaybettim; bu nedenle protez kullanıyorum. Diğer bacağımda da kaslardan kaynaklanan sorun oluştu ve platin takıldı. Kazadan sonra kendi evimden ayrılarak annemin ve babamın yaşadıkları eve taşındım; bir bilgisayar firmasında satış elemanı olarak da çalışmaya başladım; sigortalı bir işim vardı. Engelli olmama rağmen hem çalışıp hem de hasta olan anneme bakıyor, bütün ev işlerini tek başıma yapıyordum. Ablalarım ve erkek kardeşlerim evlenmişlerdi; annem ve babamla da ilgilenmiyorlardı. Yakın çevrem eşcinsel olduğumu bilmiyordu ama feminen tavırlarımla, kız kardeşlerim ara ara dalga geçiyorlardı. Toplumun ve yakın çevremin homofobik tavırlarını görmezden gelmeye çalışıyordum.

Bir süre sonra, İran devletinin ahlak polislerinin şiddetine maruz kaldım. Eşcinsel kimliğimi deşifre etmekle beni tehdit eden birileri, polise ismimi vermekle tehdit ediyor, benden maddi çıkar sağlamak için şantaj ediyorlardı. Bu sıkıntılı dönemde, ailem cinsel kimliğimi öğrendi ve beni dışladılar. Fiziksel şiddet uygulayarak, beni öldürmekle tehdit ettiler. Bütün yaşadıklarımdan sonra, daha önce hiç düşünmemiş olsam da İran’dan ayrılmaya karar verdim ve kimseye bir şey demeden Türkiye’ye geldim.

Sosyal yaşamın nasıl burada? Daha genç yaş gruplarından gelen mülteci LGBTİ’ler çoğunlukta bildiğim kadarıyla. Onlarla sosyalleşirken yaşadığın sıkıntılar oluyor mu?

Ben 50 yaşında, mülteci, engelli bir LGBTİ’yim. Benim durumumda, yaşımda olan başka bir LGBTİ yok burada; en fazla 30’lu yaşlarda olanlar var. Çok az konuşabiliyorum. Ben onlara örnek oluyorum; hayatın mücadele olduğunu söylüyorum ama çok da detaylı konuşamıyorum. Anlayamadıklarını hissediyorum hem psikolojik hem de başka anlamlarda onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Benim hayatımda, başıma gelenler sizin de başınıza gelebilir; dikkat edin, diyorum. İçimi onlara çok açmıyorum, onların hayalleri daha farklı; genç olmalarından kaynaklanan farklılıklar var. İntihar etmeyi düşünen LGBTİ genç arkadaşlara yardımcı olmaya çalışıyorum ya da kalacak yere ihtiyacı olanlar gelip burada kalabiliyor ama çok sık olan bir olay da değil bu.

Kendi başımın çaresine bakmaya çalışan, yalnızlığımı konuşabilen biri değilim. Canım sıkıldığında, şehrin merkezine gidip, Türklerle konuşuyorum, İranlılardan çok Türk arkadaşlarım var, LGBTİ olmayan arkadaşlarım da var, bana yardımcı olan aileler var.

Genç LGBTİ’lerin mutlu olmasını istiyorum. Gençler takdir ediyor: ‘sen bizim için büyük bir cesaret örneğisin. Seni gördüğümüzde mutlu oluyoruz, yaşadığın tüm zorluklara rağmen, böyle bir hayatın içinde hala mücadele ediyorsun’ diyorlar.

Buraya geldikten sonra yaşamını sürdürürken maddi anlamda sıkıntılar yaşadın mı?

Türkiye’ye geldikten sonra Birleşmiş Milletler’e mülteci olarak başvurdum ve BM bana bir kimlik kartı verdi. Birleşmiş Milletler’in yönlendirmesiyle Denizli’ye taşındım. Gelirken yanımda bir miktar para getirmiştim, bir süre onunla idare ettim ama o da bitti. Denizli’deki Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na gittim, işim olmadığını söyledim. Gelip, eski kaldığım evi gördüler. Bu vakıftan her üç ayda bir 150TL yardım alıyorum; sadece bu kadar. Yardıma ihtiyacım olmadığına karar vermişler. Sadece geçen ay, ASAM, Birleşmiş Milletler’le görüşerek bir defalığına 400 TL olan ev kirasını ödedi. Ev sahibini çağırdılar, imza atarak kira bedelini onlardan aldı.

Engelli bir LGBTİ olarak sağlık harcamalarını nasıl karşılıyorsun?

Devlet hastanesinde ücretsiz bakılıyorum, ameliyat için de ek bir ücret ödemek zorunda değilim. Diş ve göz dahil değil buna ama ben de zaten bunlar için hiç gitmedim. Ayağımda sorun oluştu, protezimin değişmesi gerekiyordu ve diğer bacağımda bulunan platin de kırılmıştı. BM söyledim ama o esnada yardım etmediler; en sonunda 4 ay önce gelmemi söylediler. ASAM yeni protez verdi ama çok iyi bir protez olmadığı için iltihaplanmalar yaptı. Daha iyi olan protezler var ama daha pahalı olduğu için sanırım verilmiyor. Devlet hastanesinde, özellikle doktorların ve çalışanların tavırları hiç iyi değil. Birebir doktorların ve hastane çalışanlarının kötü tavırlarıyla çok karşılaştım; engelli olmama rağmen, birçok zorluk yaşayarak gittiğim hastanede doktor; ayağıma bile bakmadan ‘bir şeyin yok senin, git’ diyebildi mesela. Şikâyet edebileceğimiz, bizi dinleyen birileri de yok. Yaşadığımız haksızlıklar karşısında sadece susmamız isteniyor.

Protezden kaynaklanan iltihaplanma oluştu ayağımda. Devlet hastanesinde ameliyat etmek bile istemediler, bacağımı daha dibinden keseceklerdi. Bir Türk arkadaş yardımcı oldu, beni tanıdığı bir doktora götürdü; doktor ‘yarın hemen ameliyat olması gerek’ dedi. Ameliyat, özel bir hastanede yapıldı, tüm masrafları da Türk arkadaşım karşıladı. Doktorların, hastane çalışanlarının tavırları da çok iyiydi, hiçbir sorun yaşamadım; çok memnun kaldım, bacağım da kesilmedi. Kullandığım ilaçların ücretlerinin bir kısmını kendim, bir kısmını da devlet ödüyor.

Kanada’da yaşamını sürdürmek istemenin nedenleri neler? Kanada’nın, mültecilere vermeyi taahhüt ettiği haklar hakkında bilgi verebilir misin?

Kanada’nın tanıdığı sosyal haklar daha iyi olduğu için, BM’ye Kanada’ya gitmek istediğimi söyledim. Ben engelli ve yaşlı bir LGBTİ’yim ve gittiğim ülkenin sağlık sistemi benim için çok önemli; ev, maaş veriyor ve sağlık sigortası yapılıyor. Bunlar sağlandıktan sonra yapabileceğim bir iş de bulur, çalışır, hayatımı kurarım. Kanada’da kuzenim ve arkadaşlarım da var ama bugün öğrendim ki Kanada kapılarını kapatmış, mülteci kabul etmiyor. Buna çok üzüldüm, ‘belki yıllarca burada beklemek zorunda kalacağımı’ söylediler. Burada işim yok, param yok, yalnızım, 50 yaşındayım ve engelliyim; nasıl yaşayabilirim ki? Çevreden gelen yardımlarla yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum. Birleşmiş Milletler’e de söyledim: Türkiye’de benim kadar zor durumda olan kaç tane mülteci var? Bana sadece Amerika seçeneği olduğunu söylediler. Amerika’yı da kabul etmezsem burada ne kadar süre beklemek zorunda kalacağımı kimse söylemiyor. ‘2018 yılı için de durum belli değil’, diyorlar. Bu yüzden düşündüm ve çok istememe rağmen ABD’yi bugün kabul ettim, mecburum. ABD’nin sağlık sisteminin çok iyi olmadığını, sosyal haklarımın daha kısıtlı olacağını biliyorum ama mecburiyetten kabul ettim.