“Nasıl Ya? Bir Erkek Nasıl Et Yemez? Salata Mı Yiyorsun?”

Söyleşi: Özlem Arslan

Sayı: 155, Sayfa: 44,45

Karapınar’da bir İmam Hatip Lisesi’nde İngilizce öğretmenliği yapan K. K. anlatıyor…

Bir eğitimci olarak bulunduğunuz kurumu heteronormatif açıdan nasıl değerlendirirsiniz?

Her şeyden önce ben onların heteronormatiflik diye bir şeyi bile duyduklarını, yani bu kelimeyi bildiklerini bile zannetmiyorum. Öğretmenlerin ve öğrencilerin bakış açıları zaten direkt klasik iki cins vardır şeklinde. Zaten diğeri hep günah, ahlaksızlık, sapkınlık filan… Çocukların zaten bunlardan, homoseksüellik diye bir şeyden haberi bile yok. Cinsel yönelimi farklı olan öğrenciler varsa bile asla belli edemiyorlar, mesela bir erkek kırmızı bir şey giydiyse öğrenciler hemen gülüyorlar. Çünkü o dişiliğin sembolü gibi ya onlara göre, hemen bir alay etme olayı var öğrenciler arasında. Mesela ben böyle bir ay falan desem, bilerek desem bile hemen “Hocaam” falan diyorlar bana. Belli kurallara, normlara uymam gerektiğini bekliyorlar benden. Ben onlara göre efemineyim, onların kabul ettiği klasik erkek tanımına uymuyorum ve tabii öğretmenlerin tavrı zaten belli…

Kadın-erkek eşitliği açısından nasıl bir durum var?

Bizim okul İmam Hatip Lisesi malum, her ne kadar yönetmelikte öğrenci kapanmalıdır diye bir kural olmasa da müdür yardımcısı (erkek) öğrencilere “Hepiniz ferace giyeceksiniz” diyor. Ayrıca FETÖ’den müdür açığa alındığı için yerine bakan bir vekil var, başvekil, o sürekli kürsüye çıkar ve kız öğrencilere sürekli “Kapanacaksınız, kapanacaksınız! Başka yolunuz yok!” der. Dönemin başında açık öğrenciler vardı çünkü. Zaten öğrencilerin yarısından çoğu kız. Bir de bir tarih öğretmeni var, kız öğrencilere “Ferace giyeceksiniz ama dar giymeyeceksiniz, hatlarınızı belli etmeyecek bollukta olacak” diyor… Bizim pansiyonumuz var okula yakın, öğrenciler yemek yemek için oraya gidiyorlardı, diğer liselerden erkek

öğrencilerle karşılaştıkları gerekçesiyle kız öğrencilere artık okul binasındaki bir salonda yediriyorlar yemeklerini. Yani o dışla bile alakaları kesildi. Ayrıca yatılı olan öğrencilerin hafta sonu izinleri ayrılmış durumda. Kızlar cumartesi, erkekler pazar izne çıkıyorlar çünkü hiçbir şekilde karşılaşmaları istenmiyor.

Öğretmenler ise çoğunluğu kadın olduğu halde zihniyet olarak eril, ataerkil bir yapıdalar. Özellikle kız öğrencilere ataerkil heteronormatif yapıyı empoze ediyorlar. Bilhassa erkek öğretmenlere karşı daha saygılı olmaları gerektiğini öğütlüyorlar. Öğrencilerin normun dışında bir davranış sergilemelerinin imkânı yok. Bu elbette bizler için de geçerli. Bana karşı çok mesafeliler, var sayalım ki ben homoseksüelim niye kaçıyorsun benden değil mi?…

Bir eğitimci olarak pedagoji alanında farkındalığı olan öğretmenlerin bile LGBTİ’ler, cinsel kimlikler ve cinsel yönelimler açısından cinsiyet körü olduklarını düşünüyor musunuz?

Bence bu çok açık bir şekilde var. Eğitimini aldığım fakültede de oldukça yaygın eşcinsel ilişki yaşayan olmasına rağmen öğrenciler arasında oldukça homofobik olanlar vardı. Mesela dile çok hakim olan ve duyarlı olmasını beklediğim bir arkadaş straight’i “normal” diye çevirmişti ve bu çocuk öğretmen oldu. Şu an da çalıştığım okullarda da görüyorum bunu. Bununla başa çıkabilmek için eğitim fakültelerinde, edebiyat vb. bölümlerde eğitimci olmalıyız. Bence bu heteronormatifliğin dönüşmesi için bizim gibi insanların bu eğitim alanlarına sızması şart. Öğretmenler arasında LGBTİ ne demek bilmeyenler var. Cinsiyeti sadece kadınla erkek arasında olan 15-20 dakikalık bir zevk olarak algılayan bir hoca kitlesi var milli eğitimde. Toplumsal cinsiyet nedir duymamış bunlar. Hele eski kuşak çok daha fena. Dolayısıyla daha öncede dediğim gibi, bizim gibilerin bu alanlara sızması şart. Kitaplardaki cinsiyetçilik apayrı bir şey zaten. Buna bir bakıma homofobiklik de diyebiliriz. Hâlâ toplumsal cinsiyet kuralları –küçük değişiklikler olsa da- açık biçimde yeniden üretiliyor ders kitaplarında. Dediğim gibi öğretmenlerin bu konuda çok bilinçli olması lazım, çocukları intihara kadar sürükleyebiliyor çünkü bu yaklaşımlar.

Kişisel olarak bu heteroseksist ve eril yaklaşımdan nasıl etkileniyorsunuz?

Bu insanların cinsel kimlik açısından tavırları ve tutumları belli zaten. Eşcinsel olsam bile ben bunu açık edemem, bana karşı nasıl davranacaklarını bildiğim için söyleyemem, zaten onların normal kabul ettikleri heteroseksüellik bile konuşulamaz ki. Mesela yaşadığım bir olay var. Hocanın birine bir kargo gelmişti, kendisi okulda olmadığı için ya müdür yardımcısının ya da bir öğretmenin alması gerekiyor. Ben kargocuya “Ben alamam izin olmadan o sorumluluğu üstlenmek istemiyorum” dedim. Erkek hocalardan biri geldi ve bana aşağılayıcı bir bakış atarak “Ben alırım, biz Anadolu çocuğuyuz, bir şey olmaz” dedi, aldı ve imzasını attı. Sanki ben yeterince erkek değilim, sorumluluk alamam ona göre, Batılılaşmışım ve değerleri reddediyorum, Batı da onların nazarında dişidir ya. Et yemediğim için de aşağılandım bir kez. Okulun bir programı vardı, etli ekmek söylediler, ben de et yemiyorum dediğim de müdür yardımcısı şaşkınlık içerisinde “Nasıl ya? Bir erkek nasıl et yemez? Salata mı yiyorsun?” dedi bana. Sanki hani şey gibi… 

Mesela çok yadırgadığım ve şaşırdığım şu olayı özellikle belirtmek isterim. Okulun ilk gününde müdür yardımcısı beni odasına çağırıp “Hocam burası lise, öğrenciler genç ve ergenlik çağındalar, haberlerde falan da görüyoruz, insan nefsine yenik düşebiliyor” gibi şeyler söylemişti. Bu benim için çok rahatsız edici ve üzücüydü. Ülkemizde eğitimin kimler tarafından nasıl bir eril tahakkümle verildiğini acı bir şekilde tekrar gördüm. Şaşırdığım şeylerden biri de bu kadar cinsiyetçi ve muhafazakâr ve bu kadar küçük bir ilçede beş tane gazino olmasıydı. Her hangi bir travesti ya da trans biriyle sokakta hiç karşılaşmadım ama o gazinolarda çalışan kadınlar akşamları görünür oluyorlar. Leoparlı taytlarından tanıyorsunuz onları… Zaten “normal” olarak adlandırılan şeylerin dışına çıkmanın imkânı yok burada, yaşamınız tehlikede çünkü.