İslami Feminizm Üzerine…

Söyleşi: İlay Öz

Sayı: 155, Sayfa: 42,43

Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları yüksek lisans programından Nisa, 23 yaşında. Kendisinden, “Elimden geldiğince feminist ve LGBTİ alanlarda çalışmalara katılmaya çalışıyorum. Aynı zamanda diğer dezavantajlı gruplar üzerine eğilmeye çalışıyorum.” diye bahsediyor…

Cinsel yönelimini nasıl tanımlarsın? Kendine feminist diyebilir misin? Eğer cevabın evet ise feminizmin hangi alttürüne ait hissediyorsun?

Lezbiyenim. Kendimi feminist olarak tanımlıyorum fakat bunu genel bir tanıma bakarak yapmıyorum. Hmm zor bir soru, ayrım yapmak zor. Ama İslami feministlere kendimi yakın gördüğümü söyleyebilirim sanırım.

İslami Feminizm terim olarak ne zaman ortaya çıkmıştır? Tarihsel gelişiminden bahsedebilir misin?

90’lı yılların başında, çoğunlukla entelektüel ve aktivist oluşumlara dahil olan, İslam’da cinsiyet meselesine dair düşüncelerini, toplumsal statülerinin iyileştirilmesini savunan ve daha genel olarak Müslüman kadınların maruz kaldığı ayrımcılığa karşı çıkan toplumsal bir taahhüte bağlamak isteyen kadınlar tarafından bu kavram ortaya atılmış.

Mısırlı kadın araştırmacı Aziza M. Karam, kendi ülkesindeki feminist düşünceyi üçe ayırmış; Seküler Feminizm, Müslüman Feminizm ve İslamcı Feminizm. Aralarında nasıl farklar var?

Seküler feminizm, sosyal bilimlerdeki modernist ölçütleri esas alan feminist kuramları kapsıyor. Kapsamı çok geniş. Fakat sosyolojik olarak din konusunu topyekûn eleştirip din kavramını tamamıyla ataerkil görerek reddeden bir yaklaşıma sahip. Müslüman Feminizm kavramını ilk kez duyuyorum açıkçası ve hakkında hiçbir fikrim yok. İslami Feminizmse, İslam dini öznelinde dinin ataerkil ve eril söylemini, dilini eleştiren, İslam dini kapsamında kadın ile erkek arasındaki eşitsizliğin öyle dini metinlerde bahsedildiği gibi biyolojik bir ayrımdan ziyade kültürel bir ayrımın yansıması olduğunu savunmakta. Yani pek çok açıdan kadın erkek eşitsizliği İslam Dininin özünde değil, hadis ve tefsirlerde erkek tahakkümü olduğu ve dolayısıyla bu yüzden böyle keskin ayrımlar halinde metinleştirildiğini savunur. Bu anlamda Seküler Feminizm ile İslami Feminizm arasındaki fark biri birini (Seküler Feminizm, İslami Feminizmi) başlı başına yok sayarak somutlaşıyor denebilir. Özellikle Batı’da ve hatta Türkiye de de oldukça yaygın bir kanı bu.

İslami feminizm savunucuları, laik feminizm ile dindar feminizm’in birbirleriyle çatıştığı varsayımının kaynağını tarih bilgisi eksikliğine ve çoğu zaman da kadın dayanışmasını engellemek isteyen bir siyasi girişime bağlarlar. Mısır feminizminin kökleri hem islami reformist harekete hem de laik ulusalcılığa dayanır. Laik feminizm, kadınların siyasi haklarını, eğitim ve çalışma haklarını savunmak için ulusalcı, insancıl ve demokratik savların yanı sıra islami savlardan da faydalanmıştır. Ve tabii ki bunlar islami feministlerin bireysel statülerine yönelik müslüman kanunların yenilenmesini sağlamak için kullandıkları savlardır.

İslami Feminizm Kur’an’ı, hadisleri nasıl okuyor?

İslami Feminizm Kur’an hadislerini oldukça eleştirel okumaya yöneliyor. Hadislerin, hadisleri kaleme alan ravilerin hepsinin erkek olduğundan yola çıkarak ve dolayısıyla eril, ataerkil bir bakış açısıyla yazıldığına, bu hadislerin Kur’an’ın özüne, ayetlerine aykırı bir söylemi olduğuna dikkat çekiyor. Kur’an “üstünlük takvadadır’’ der, takvada erkek, kadın ayrımı yoktur ve bu ayetlerde açıkça belirtile bir noktadır. Fakat özellikle hadislerde fazlasıyla aksi yorumlamaları görmek mümkün…

İslami Feministlerin talepleri nelerdir? Bu talepler moderniteyle harmanlanmış, geleneksel İslamdan ayrılan talepler midir?

İslami Feministlerin başlıca talebi, batı modernleşmesinin İslam toplumlarındaki kadınlara bakış açısını değiştirmeye çağırmak. Üsttenci bir yaklaşım ve Feminizmin coğrafyaların öznel bağından kopmuş halde söylemlerle yaygınlaştırılması dolayısıyla Ortadoğu kadınlarının yaşadıkları öznel koşullar, dini sosyolojik boyut göz ardı edilerek ele alınması ve yargılanması baştan aşağı yanlış bir tutum. Bunu değiştirme, öncelikli talep.

Diğer bir talep ise, dinin özünde kadın-erkek cinsiyet ayrımı varmışçasına bir geleneğe karşı çıkarak, Kur’an’ın özüne hitap eden tefsir ve hadis dilini bizzat kadınlar tarafından oluşturulmasını sağlamak. Yani İslam Dini yazınlarının kadın yorumlamalarını yapmak.

Her iki açıdan da moderniteyle harmanlanmış geleneksel islamdan keskin ölçülerle ayrılan talepler bunlar…

İslami Feminizm nasıl eleştirilere maruz kalmıştır? Üzerinden ne gibi tartışmalar yürütülmektedir?

İslami feminizm en ağır eleştirileri bizzat İslam toplumlarından almakta. Sebebiyse İslami feminist kadınların yüz yıllardır eril ve ataerkil okuma ve yorumlaması yapılan İslam dini kaynaklarının tekrar kadınlar tarafından değerlendirilerek yorumlanmasını talep etmek, İslam tarihinde kadınların gizli tarihini açığa çıkarma uğraşları, Kur’an’ın cinsiyet eşitliğini vurguladığını savunmasıdır.

Batı toplumları tarafındansa İslami feminizm, oryantalist bir bakış açısıyla hor görülmekte, feminist kuram dahilinde sayılmayacak kadar değersizleştirilmektedir. Sebebi ise, İslami Feminizmin evrensellikten kopuk, tamamıyla müslüman kadınları kapsıyor olması, bundan ziyade de İslam Kültürünü öyle ya da böyle savunuyor olmasıdır…

İslami Feminizm içerisinde LGBTİ’ler nerede duruyor? Queer teori de anlam kazanıyor mu bu alttürde?

Queer teoriden bahsetmek zor bu minvalde. Oldukça kişisel bir cevap vermem daha doğru olabilir bu aşamada, zira, İslami Feminizm, doğrudan LGBTİ hakkında bir savunuya sahip değil. Çünkü deminden beri aktardığım üzere, İslam Dinine dair kutsal yazınları eril ve ataerkil söylem ve gelenekselleştirilmiş amentülerden arındırmaya yönelik bir kadın karşı koyuşu diyebiliriz bu harekete. Dolayısıyla ancak şu çıkarımlarda bulunabilirim, Üstünlük takvadadır. Yani yaptığımız ibadet ve ritüellerde saklıdır. Dolayısıyla bir insanın sırf eşcinsel diye olumsuz tutumlara maruz kalması, dışlanması ve lanetlenmesi başlı başına Kur’an ile ters düşen bir durum. Lut kavmi’nin hikayesinde zorbalıktan bahsedilmektedir. Allah zorba hareket eden bir kavmi helak etmiştir. Eşcinsellikten ötürü değil…

Diğer bir noktaysa, kul hakkı ile gelmeyin diye emreden bir yaratıcı, eşcinsellere yönelik dışlama ve diğer kötü davranışları bunlara maruz kalan eşcinsel kişiden helallik istenmedikçe affetmeyecektir, bu açıkça Kur’an’da işlenmektedir…

Son olarak İslami Feminizmin Türkiye’deki izdüşümünden bahsedebilir misin? Ülkemizde nasıl tartışmalar dönüyor ve nasıl bir noktadayız?

Ülkemizde İslami Feminizmin izleri ilk olarak 1980’li yıllarda görülmekte. O dönem başörtüsü yüzünden üniversitelere alınmayan kadın öğrencilerin durumu, onların taleplerinin siyasal arenaya yansımasıyla ilk olarak rastlanılıyor denilebilir. Kamuoyunda yaklaşık on yıl boyunca türban yasağı tartışılmış ve kutuplaşmalara varan boyutta İslam ve laiklik arasındaki kavga ve tartışmalar devam etmiştir. Bu süre boyunca yaşanan tartışmalarla birlikte, İslamcı öğrencilerin kimlik kartları için başı açık fotoğraf çektirmek istememeleri, tıp eğitimi alanların kadavra üzerinde çalışmayı reddetmeleri, sanat eğitiminde çıplak modelle çalışılmasına karşı çıkılması ve bu tür çalışmaların yapıldığı yerlere saldırıda bulunulması gibi olaylar yaşanmış ve “ilerici-gerici” tartışmaları devam etmiştir.

Hidayet Şefkatli Tuksal’ın hadis okumaları, Ayşe Böhürler ve Nihal Bengisu Karaca gibi kendilerini islami feminist olarak adlandıran kadınlar, Türkiye’deki İslami hareketin iktidarla olan ittifakını sorguluyor. Kadınlar bu ittifakı, müslüman kadını dışlayan eril bir ilişki olarak yorumluyor. Müslüman kadınlar, islamın demokratik değerler çerçevesinde yeniden yorumlanması çabalarının sadece erkeklerin siyaset yapma kapasitelerini genişletecek şekilde ele alınması eleştiriyorlar. Ancak öyle görünüyor ki müslüman kadınları Türkiye’de ve dünyada da sadece siyasi alanda değil, sermaye ve finans alanında da önemli bir mücadele bekliyor. Zira kadınlar bahsettiğim bu alanda günümüzde siyasetin dahi gerisinde bir görüntü çiziyor